TürkçeEnglish

Karanlıkta bir IŞIK daha mı sönüyor?

Çarşamba, Şubat 27th, 2008

İşte bu sene Bilgisayar Kulübü olarak bu sene düzenlediğimiz seminerlere gerçekleştirilen katılım sayıları ile hazırlık sürelerimiz:

  • IEEE Öğrenci Kolları Tanıtım Semineri: 25 kişi (3 gün)
  • Java ile Kurumsal Mimariler Semineri: 6 kişi (2 ay)
  • Linux Nedir Semineri: 35 kişi (15 gün)
  • ASP.NET 2.0 Çalıştayı: 35 kişi (1 ay)
  • Windows XP Kurulumu Semineri: 4 kişi (1 ay)
  • Yazılımda Kariyer Semineri: 35 kişi (1 ay)
  • Word 2007 Eğitimi: 20 kişi (6 ay)
  • Networkte Kariyer Semineri: 20 kişi (1,5 ay)

Öte yandan işletme kulübünün 70 ila 110 kişi arasında katılım alan seminerleri…

(more…)

Ara Tatile giriş…

Salı, Ocak 29th, 2008

Nokia Trolltech’i satın almış! Bence Qt’nin kullanımının yaygınlaşması açısından gayet güzel bir haber. Sanırım artık mobil uygulama pazarında J2ME’nın yanında Qt de büyük oyunculardan birisi olacak. Java’nın arayüzünü pek sevmeyen birisi olarak bu gelişmeye çok sevindim. Her ne kadar bu gelişmenin Qt’nin açık kaynak sürümünün geliştirilmesine, dolayısıyla da KDE’ye zarar vermesine sebep olacağını düşünenler olsa da ben olaya daha iyimser yaklaşıyorum.

Bu arada ilk dönemi bitirdim. Bu dönem onca stresin ardından benim açımdan pek iyi geçmedi. Dönem başında kulüp işlerine gereksiz yere ayırdığım o kadar zaman, biraz da yaşadığım üzüntüler sebebiyle derslerim önceki dönemlere göre biraz zarar gördü. Ama çok şükür ki biraz da hocalarımızın merhametli olması sayesinde ortalamamı çok da değiştirmeden 20 kredinin altından kalkabildim. Bu dönem elimden geldiğince kulüp işlerine el sürmemeye çalışacağım. Neden mi? Okulumuz iflas etme sürecinde olduğu için bize destek vermek yerine köstek oluyorlar. Hiçbir şey yapamıyoruz. Bu dönem şirketlerin isteğiyle birkaç seminer-eğitim ve seminer planımız var. Bakalım onlara da katılım olursa… Bir de bir proje grubu oluşturduk. Henüz her şeyin başında olsak da grupça Linux, Apache, LDAP, Jabber, SVN gibi konularda okuma, birlikte tartışma, bu suretle de öğrenme yöntemi güdeceğiz. Bir taraftan da Python öğrenerek yavaş yavaş bir şeyler kodlayacağız; tabi plana göre :) Geçen haftasonu da Alkım’dan birkaç kitap aldım: Çalışma grubu için Linux İşletim Sistemi(Alfa Yayınları), Bu dönemki Veritabanı dersine ön bilgi olsun diye Veritabanı Mantığı (Pusula Yayıncılık), TOEFL hazırlık için de Phrasal Verbs (Alfa). Bu haftasonu 5 hafta aradan sonra İngilizce kursuma tekrar gittim de, hocamız değişmiş. Harika bir adam! Bir sürü şey öğretiyor. Tatilde bu kitaplara bakabilirsem güzel olacak…

Veritabanından bahsetmişken, gelecek dönem açılacak derslerin listesine baktım da bu dönem harika olacağa benziyor. Database Systems, Robotics, Programming Language Principles, Java Programming, Microprocessors; Yüksek lisans olarak da Image Processing, Information Security gibi dersler açılıyor. Seç beğen al… Tabi ayağımızı yorgana göre uzatmak gerekecek.

Hayatımı yediniz

Pazar, Ocak 20th, 2008

Hayatımı yediniz bitirdiniz!! Neyse ki hepinizden kurtuldum. (1.’si konusunda emin değilim :) )

  1. Uyumak (Ömür boyu)
  2. Three Towers MUD Oyunu (Ortaokul)
  3. Müzik dinleme (Lise)
  4. MSN ve Forumlar (Lise)
  5. Ogame (Üniversite)
  6. Facebook (Üniversite)

Evet, önceki yazımda da dediğim gibi facebook hesabımı dondurdum(deactivate). Şu anda profilim dışarıdan nasıl görünüyor bilemiyorum ama kendimi daha iyi hissettiğim kesin.

Bugün kardeşim(10,5) illa bana web sitesi nasıl yapılıyor öğret dedi. Ben de “sen misin isteyen!” deyip w3.org‘u dayadım. Her ne kadar ingilizcesinin tanım kümesi “How are you ne var you?” ile kısıtlı olsa da kopyala yapıştır, dene gör yöntemiyle öğreneceğinden eminim. Hahaha! Yakında ödevlerimi ona yaptırabileceğim :P (Her ne kadar pek öyle ödevim olmasa da!)

3B Ev

Bir de bugün canım sıkıldı ve grafik ödevimi yapayım dedim. 3 Boyutlu bir ev. Hoca wireframe (kibrit) olarak istedi ama ben hem tel, hem de boyanmış halini yaptım. Çok hoşuma gitti ya! Aslında boş vaktim olsa da biraz daha kurcalayabilsem şu OpenGL’i… Ne güzel bir kütüphane.

NOT: Sanırım bu aralar yazdıklarımdan ruh halimdeki karmaşıklığı sezebiliyorsunuzdur =)

Hastayım Diyene Rapor Yok

Cumartesi, Ocak 12th, 2008

Bu hafta 4 gün içerisinde 5 sınav olunca büyük bir stres içine girdim. Öyle ki aslında hiçbir bariz hastalığım olmamasına rağmen; karın ağrısı, hafif ateş, üşüme, nezle, kırgınlık gibi türlü türlü rahatsızlıklar peşimden kovaladı durdu. Kırgınlık ve de ilk sınavımın kötü geçmesi sebebiyle neredeyse her akşam sınavlara çalışmak yerine uyur oldum. E, sınavlara da 0 almamak için giriyor gibi bir halim vardı. İşletim Sistemleri sınavı biraz fazla zor kaçmış, opsiyonel Elektronik sınavı çok zor olacak dediler diye korktum girmedim(meğersem çok kolaymış, tamamen blöf), Perşembe günkü Bilgisayar Grafikleri sınavında sınav öncesi “karıştırmayacağım, ikisini de biliyorum” dediğim Phong Illumination ve Sphecular Illumination kavramlarını karıştırdım! Elektronik Lab proje sınavında (deney), devrenin her şeyini doğru kurup en sona bıraktığım DC güç kaynağını açmayı unuttum ve üstüne üstlük ortaya çıkan gerçeğe yakın olsa da hatalı grafiği kafadan sallama yöntemlerle yorumladım. İşin tuhafı hoca kabul etti, ya da çaktırmadan bi zayıf koyuverdi :)

Cuma günü ise Bilgisayar Düzeni (Computer Organization) sınavına çalışamadığım için hocaya rahatsızlığımı belirttim, telafi sınavı yapmak yerine finalin ağırlığını %70 yapacağını ancak resmiyet açısından rapor getirmem gerektiğini söyledi. Ben de okul doktorunun yolunu tuttum. Anlattım durumumu, dedi ki tüm bunlar tamamen stresten. Ne zaman stres geçecek, o zaman rahatsızlıkların geçecek. Sonra bir-iki ilaç verdi. O sırada “Hocam rapor istiyor” deyince yalan söylediğimi sandı ve raporu vermedi! Olaya dürüstçe yaklaştığım için doktorun bana inanmayacağını, bir kanıt getirmem gerektiğini kestirememiştim bile. Malum, birçok kişi hasta olmadığı halde sınavdan kaçmak için rapor alıyor. Ben de kızdım, girerim sınavıma, alırım şerefimle 0′ımı dedim. Sağolsun Berk arkadaşım Remzi ve bana son 2 üniteyi anlattı. Her ne kadar son dakika golleri bu derste geçerli olmadığı için pek anlayamasam da sınav kağıdında beklediğimden iyi karalama yapabildim. Bakalım kaç gelecek… Sınav öncesi aramızda geçen birkaç konuşma:

Cengiz: “Arkadaşlar, 15 dakikada Computer Organization dersini yutturuyorum ancak 700 kağıt isterim”
Emre: “Hee, biz de yuttuk!”

Emre: “Hocam, doktor inanmadı bana ya!”
Hoca: “Hadi ya, güzel; en azından önüne gelen herkese rapor vermediğini öğrendiğim iyi oldu!”
Sınavdan sonra:
Hoca: “Demek hasta adama rapor vermiyorlar haa :)”

Şimdi biraz daha rahatım. Önümdeki 2 hafta içinde finaller var. Umarım onlara çalışabilirim.

Boğaziçi’de Örüntü Tanıma ve Yurtdışında Yüksek Lisans

Pazar, Ocak 6th, 2008

El Biyometrisi

Geçtiğimiz kasım ayında Boğaziçi Üniversitesi Profesörlerinden Bülent Sankur, okulumuz öğretim üyelerinden (Image Processing dersini veren) Hasan Fehmi Ateş‘in davetiyle bir seminer verdi. Bu seminerde Bülent bey, bize çalışmalarından ve ulaştıkları başarılardan bahsetti. Çalışmaları “Yüz ve El Biyometrisi” üzerineydi. Yüz ve el imgelerine bakarak insanları ayırt etmeye çalışıyorlardı. Fark ettikleri şey ise el biyometrisinin yüz biyometrisinden çok daha güzel sonuçlar verdiğiydi. Seminer sonrasında sorduğum “Peki plastik kalıp oluşturmak yoluyla el biyometrisi taklit edilemez mi?” sorusuna da aklıma hiç gelmeyen hücresel ısı/protein temas testi ile bu sorunu da aştıklarını yanıtını aldım. Ancak şu anda karşılaştıkları sorun başlıca bu ölçümlerin dümdüz yapılması gerektiğiymiş. Yani bir kamera ile eğik bir açıyla yapılan çekim çok iyi sonuçlar vermiyormuş. Dik açıyla yapılan çekimlerde ise %90′a varan başarı oranı elde ederek dünyada yüz/imge/örüntü tanıma en başarılı üniversite konumuna gelmişler.

(more…)

Bilgisayar Kulübü Çalışıyor

Cuma, Ekim 19th, 2007

Kitaplar Okul başladı. Bu dönem oldukça ağır olacağa benziyor. Çünkü derslerin çoğunda hocalarımız bizden kitaptan çalışmamızı istiyor. Ders notu ya hiç tutamıyoruz, ya da tuttuğumuzdan bir şey anlamıyoruz. Görünüşe göre lise tarzından oldukça uzaklaştık. Bu tarza geçen dönem Algoritma Analizi dersini alırken alışmıştım. Çok sevdiğim ancak oldukça ağır olan bu derse güzel bir kitaptan yavaş da olsa çalışmak büyük zevk veriyordu bana. Şimdi de tüm derslerin kitaplarını aldım. Hepsi de birbirinden güzel gözüküyor. Ama daha 3 hafta geçmesine rağmen toplam 400 sayfalık yol katetmişler. Nasıl yetişeceğim bilmem.

(more…)

Connect ON-LINE

Pazartesi, Ekim 1st, 2007

Connect On-lineGeçen cuma günü okulumuza yeni gelen öğrenciler için oryantasyon düzenlendi ve ben de Remzi ve İbrahim ile Bilgisayar Kulübü olarak bu etkinlikte yerimi aldım. Oldukça kalabalık bir gündü ve diğer kulüplerinki gibi otopark alanında yer alan masamız neredeyse hiç boş kalmadı. Elliye yakın üye topladık. Bunlardan bazıları daha kulüp hakkında bilgi almadan üyelik formunu doldururken bazılarını üye yapana kadar 20 dakika dil döktük. Aralarında bilgili ve meraklı olanlar var. Umarım bu sene proje bazında güzel şeyler ortaya koyabiliriz.

Diğer bir nokta ise okulumuzdaki haberlerden öğrencileri haberdar eden Connect On-line sistemimizin CD’lerini her masamıza gelenin eline sokuşturarak ve gelmeyenlere de megafon ile “Cennet On-line! Gelin gelin, cennetten arsa veriyoruz” şeklinde duyuru yaparak dağıtmamızdı. Ancak şimdi de Connect On-line’da karşılaştığımız ufacık bir sorun sebebiyle yeni kayıtları yapamıyoruz. Okulda yeni bölümler açıldı ve bu bölümlerdeki öğrencileri numaralarındaki bölüm kodlarıyla kayıt edemiyoruz. Ya bir yama yapacağız, ki yama 1 karakterlik bir yama olacak ancak bunu nasıl derleyip nasıl göndermemiz gerektiğini bilemiyoruz; ya da bir süre kullanmayacaklar sistemi. Sistemi yazan arkadaşlarımız(Alper, Hakan ve Can) bu sene mezun oldular ve kullandıkları ASP.NET ve VB.NET dillerine pek hakim değiliz. Dolayısıyla yama yapamayacağımız bu sistemi RSS tabanlı olarak, belki Python ile yeniden yazmayı, böylece veritabanını her 10 dakikada bir haberleri sorarken zor durumda bırakmamayı planlıyoruz. Sadece yeni haber girildiğinde ilgili haberin RSS dosyası yeniden oluşturulacak o kadar. Böylece yük veritabanından ziyade Apache’ye binecek. Veritabanı şifresi kullanmamız gerekmediği için de sistemi açık kaynak kodlu yapabileceğiz.

(more…)

Media Markt Savaşları

Çarşamba, Eylül 26th, 2007

Media Markt Açılışı Evet, sonunda Media Markt açıldı! Dünya çapında mağazalar zincirine sahip teknoloji marketi Media Markt, Türkiye’deki ilk şubesini Ümraniye IKEA’nın yanında dün sabah saatlerinde açtı. Ama “Açmaz olaydık!” dediklerini duyar gibiyim. Nitekim teknoloji hayranı halkımız duramamış ve açılıştan önceki gece marketin önünde açılışı beklemeye koyulmuş. Tabi gündüz gelenlerin de eklenmesiyle ortalık ücretsiz ekmek dağıtan kamyonların etrafında birbiriyle kavga eden insanların haline dönmüş. İnsanlar yumruklaşmış, birbirlerini tekmelemişler. Bir buçuk saat içerisinde ise tüm promosyon ürünlerinin tükenmesiyle mağazayı kapatmak zorunda kalmışlar. İşin ilginci de bu saatlerinde hala birçok kişinin içeriye girememiş olması. Nasıl bu kadar teknoloji meraklısı olduk bilmiyorum ki. Genlerden geliyor desem, yok eskiden böyle şeyler yoktu ki! :P Duyduğuma göre 3500 YTL’lik televizyonlar 1500 YTL’ye satılıyormuş. E iyi güzel, ama o kadar dayak yiyeceksin, sonra bir de o kadar (1500 YTL) para bayılıp televizyon alacaksın! Ben olsam televizyon gibi değersiz bir şeye bu kadar para ödemezdim. Bana ne ya, plazmaymış, karizmaymış vs… Bir ihtimal de tüm teknoloji ürünü satan esnafların burada toplanmış olması. Ucuza al, pahalıya sat olayı.

(more…)

Firefox Tavsiyesi

Pazar, Ağustos 19th, 2007

FirefoxBugün şu Google AdSense’in tavsiye reklamları üzerinde çalıştım. Siteme Firefox reklamları koymam halinde bu reklamlara tıklayıp sistemine Firefox kuran her kişi için $1 ödenecekti. Ben de Firefox reklamını sitenin en başına, site başlığı ile en son girdinin başlığı arasına koydum. Sonradan reklamın burada çok kötü durduğunu farkettim ve düşündüm ki “Eğer ben Firefox kullanıyorsam, bu reklama tıklamam da, Firefox’u tekrar kurmam da. O halde bu reklamı görmek zorunda mıyım?” Hemen çözümü buldum: “Basit bir JavaScript programcığıyla tarayıcı ve işletim sistemine göre reklamın görüntülenmesine karar vermek.”

Düşünelim, bir Linux kullanıcısı eğer Firefox kullanıyorsa göstermemeliyiz. Firefox kullanmıyorsa da göstermemeliyiz. Neden mi? Çünkü bu Firefox’u sevmediği, Safari, Opera gibi diğer tarayıcıları kullandığı anlamına gelir. Tut ki böyle değil, Firefox’u kendi paket yöneticisinden kurmak yerine neden benim yönlendirdiğim siteden indirsin? Dolayısıyla if( !linux && !mozilla ) reklamıgöster gibi bir kod ile bu görüntü kirliliğinden kurtulmuş oldum. Yani IE kullanıcıları bu reklama tıklayıp Firefox kullanana kadar reklam tarafından taciz edilecekler! Ne kadar kötüyüm, değil mi? Yoksa siz hala Firefox’u kurmadınız mı? :)

(more…)

Bizim okul reklam da verirmiş…

Salı, Temmuz 24th, 2007

Dün Beşiktaş’tan Kadıköy’e giden vapura binmek üzere iskelede beklerken LCD reklam panellerinde bizim okulun reklamını gördüm ve “Vay be!” dedim, “parasızlık okulu bu hale mi getirdi? :)”. Malum geçen sene kontenjanların dolmaması sebebiyle okulumuz parasız kalmıştı. Bu sene de çeşit çeşit liselerden öğrencileri okulumuza getirerek, orada burada reklam vererek öğrenci toplamaya çalışıyor. Hatta duyduğuma göre Işık’ı ilk 5 tercih ile kazananlara %25 indirim bile var! Umarım bu çalışmalar işe yarar da acısı bizden çıkmaz :) Yoksa daha çok sınıflar kapatılacak …

He bu arada, geçen bahsettiğim tamir edilecek şey işlemci değil de anakartmış ve tamir etmişler. Ancak bilgisayarı açıp da tamir edilmiş halini denememişler bile. Zira Pardus açılırken kilitleniyor, Windows sürekli reset atıyor kendisine. Windows’un Kurtarma konsolu bile açılmıyor, Win yeniden kurulamıyor. Belki anakarttan, belki sabit diskten, neden olduğunu çözemedim ve tekrar götürdüm. Bir süre sonra beni arayıp olayı çözemediklerini, harddiskin yedeğini alıp format atacaklarını söylediler. Bakalım ne olacak…