TürkçeEnglish

Düşünce gücünün tesiri

Pazartesi, Ağustos 25th, 2008

Bir haftalık kısa bir tatilin ardından Pardus’taki stajıma başladım. Detayları ilerleyen günlerde anlatacağım, ancak güzel tatilimden bahsetmeden geçemeyeceğim.

Birkaç günlük akraba ziyareti ve kaplıca seansının ardından bölgesinin tekeli olan bir otobüs firması ile Ankara’ya doğru, cumartesi günü TOEFL sınavına gireceğim için 1 gün de dinlenme payı bırakarak perşembe günü yola çıktım. İyi ki de dinlenme payı bırakmışım, perişan oldum.

Öncelikle otobüs önüne gelen her yerde yolcu alıp 1 saatlik yolu 2,5 saatte aldı. Sonrasında tekeri yarıldı ve sol arka köşede bulunan ben langır langır sallanmaya başladım tekerin her dönüşünde. Uzun bir süre de bu şekilde yola devam ettiler. Sonrasında bir tamircide durarak Mercedes Trevego model otobüse yan sanayi bir lastik taktırdılar. Neyse dedik, ilerledik. Bu sefer köşede ayaklarının arasında koca sırt çantası olması sebebiyle sıkışmış olan ben, ayağımı uzatacak yer arayışlarındayken aklımdan yine kötü şeyler geçirdim:

“Ya; ayağımı buraya koyuyorum ama, ya kaza olur da sıkışırsa?”

15 saniye sonra önümüzdeki Alamancı araba aniden sağa kırdı ve otobüs ani fren yaptı: Öndeki 5 sıra insan koridora uçtu!

Son 5 ayda aklımdan kötü bir şey geçirdikten sonra gerçekleşen 3. kaza. Sanırım düşünce gücünün gerçek hayata tesirinin (Türkçe’si şom düşünceliliğin) kanıtı bu…

Neyse, dolaşa dolaşa gitme, benzin alma, tekerlek değiştirme, kaza derken elemanlar çok vakit kaybettik diye ihtiyaç molası dahi vermeden bastılar Ankara’ya. İndiğimizde ise bizi bir sürpriz bekliyordu: valizlerimizin üzerine 20-30 kiloluk un çuvalları koymuşlardı! Neyse, sonunda sağ selamet TOEFL sınavına girebildim. Fena değildi. Sonuçları bekliyorum. Sınava İstanbul’da istediğim tarihte yer bulamamam sebebiyle Kızılay’da bulunan Karacan Prestige English’te girdim. Gayet güzeldi. LCD ekranları, bilgisayar masalarını ayıran kabinleri, güzel kulaklıkları vardı. Yandakinin sesi gelmiyordu ancak arkadaki kişinin sesi duvardan yansıdığı için (mesafe çok az), duyulabiliyordu. Ama çok rahatsız olmadım. Ancak en komik nokta ise dinleme kısmında böcekler hakkında ders anlatılırken benim aklım nasıl olduysa sınav programını Java ile yapmış olmalarına gitti:

“Vay be, Java ile yazmışlar. E peki Cambridge felan neden Macromedia ürünlerini kullanıyor, bir de üstüne üstlük exe olarak dağıtıyor yazılımlarını?”

Tabi sen misin bunu düşünen, bir sürü detay kaçırdım. Soruların bazılarında bahsedilen şeyleri hiç duymamışım bile! Bilgisayarcı olmanın dezavantajları… Bu arada sınavda Biyoloji, Psikoloji, Astronomi gibi ilginç konulardan parçalar çıktı. Anla anlayabilirsen… Biyoloji biraz zorladı açıkçası. Deneyin her aşamasını anlatmış elemanlar.

Alınan dersler:

  1. Her an her şeye hazırlıklı ol
  2. Değil şom ağızlılık, şom düşüncelilik bile etme!
  3. Tekellerden uzak dur, rekabeti ve kaliteyi ara. Uzakta olsa bile.
  4. TOEFL sınavına girmeden önce sabahleyin konuşma testi çözmek dilinizi açabiliyor.
  5. TOEFL konuşma kısmında mikrofona bağırarak konuş, yoksa tanımıyor sesini.
  6. TOEFL okuma kısmında ilk başta baştan sona okumaya kalkma, doğrudan sorulara geç, cevapladıkça okuya okuya git.
  7. TOEFL yazılımına kafayı takma, basit düşün!

Kazadan çıkan dersler

Cumartesi, Ağustos 16th, 2008

Kaza yaptık…

Saat 23.15. Önce sarı, ardından da kırmızı ışık yandı ve en önde durduk. 5-6 saniye geçti, birden ensemize şiddetli bir darbe geldi, bir ses ile sarsıldık. Ne olduğunu anlamaya çalıştık, arkadan birisi çarpmıştı. Babam şaşkınlıkla dışarıya çıktı, ben de içeride bıraktığı telefonunu alarak dışarı çıktım. Gece geç olduğu için kimseyi çağırmak istemedik, trafiği de aksatmamak için fotoğraf çekerek tutanak tutmaya karar verdik. Ancak bir işime yaramaz diye yanıma almamıştım cep telefonumu. Vuran adam çekti fotoğrafları. O sırada yabancı birisinin arabaya doğru yaklaştığını fark edip hemen arabaya bindim ve kontak anahtarını aldım. Dikkat! Sonra bir otoparka giderek tutanak formu doldurduk. Adam yokuş aşağı giderken daha var diyerek boşa atmış vitesi, ardından da frenleri tutmamış (takır takır ses çıkarmış [kızak yapmış]). Yarın da buluşup gerekli fotokopi ve fotoğrafları alacağız. Allah’tan büyük bir hasar yok gibi, tampon ortadan içeri göçüp bir ucu yerinden çıkmış ancak trafik sigortası karşılayacakmış. Sağlık olarak ise ense ağrısı, ani şok, ve adrenalin bazlı tuhaflıklar dışında sorun yok çok şükür.

Gece gece öğrendiklerim:

  1. Asla boş viteste gitme, hele ki fren yapmaya kalkma.
  2. Cep telefonunu işime yaramaz diye yanına almamazlık etme.
  3. Cep telefonun iyi kalitede gece çekimi yapabilen bir telefon olsun.
  4. Yanında kaza tutanak formu bulundur.
  5. Olur olmaz kazadan bahsetme (yolculuğa başlarken yaptığım gibi).

Muhtemel dikkatli olunması gereken konular:

  1. Kontak anahtarını arabada bırakma, kaza anındaki dalgınlığından yararlanmak isteyenler olabilir.
  2. Karşı tarafın plakasını al.
  3. Karşı tarafın başkalarını çağırdığını anlarsan sen de tanıdık ya da polis çağır.
  4. Hasar ciddiyse tutanağı kaza yerinde tuttur.
  5. Fotoğrafların tek bir açıdan değil, her açıdan olmasına dikkat et.
  6. Sadaka vermeyi ihmal etme =)

Gerçi insan o şok halinde bunları pek düşünemiyor ama yine de aklınızda bulunsun. Bir diğer nokta, insanlara karşı ne kadar güvensiz olduğumu fark ettim bu gece. Allah’tan, vuranlar iyi çıktı (belki de nasıl olsa iki tarafın hasarını sigorta karşılar diye, belki de gerçekten iyi oldukları için.).

Neyse, ucuz atlattık şükür ki…

Google’da Arananlar

Çarşamba, Ağustos 13th, 2008

Okul arkadaşım Tuğçe’nin yazdığı yazıdan esinlenerek ziyaretçilerin Google’da hangi kelimeleri kullanarak siteme ulaştıklarını paylaşmak istedim. Aralarında oldukça eğlenceli olanları var, Tuğçe’ninkiler kadar olmasa da…

opencv, jsf, virtualbox usb, alcatel staj, tellcom staj, python eğitimi, linux kursu tarzı arama kelimelerini doğal karşılıyorum ancak bu kelimeler aratıldığında sitemin neden en başlarda çıktığına henüz anlam veremedim. Teşekkürler Google! :)

İşte şimdi de tuhaf arama kelimelerinden bir parça (lütfen bu aramaları yapanlardan birisi sizseniz kızmayın, geyik olsun diye yorumlar yazıyorum [aralarından bazıları benim bile olabilir bu arada :) ] )

(more…)

Hayatımı yediniz

Pazar, Ocak 20th, 2008

Hayatımı yediniz bitirdiniz!! Neyse ki hepinizden kurtuldum. (1.’si konusunda emin değilim :) )

  1. Uyumak (Ömür boyu)
  2. Three Towers MUD Oyunu (Ortaokul)
  3. Müzik dinleme (Lise)
  4. MSN ve Forumlar (Lise)
  5. Ogame (Üniversite)
  6. Facebook (Üniversite)

Evet, önceki yazımda da dediğim gibi facebook hesabımı dondurdum(deactivate). Şu anda profilim dışarıdan nasıl görünüyor bilemiyorum ama kendimi daha iyi hissettiğim kesin.

Bugün kardeşim(10,5) illa bana web sitesi nasıl yapılıyor öğret dedi. Ben de “sen misin isteyen!” deyip w3.org‘u dayadım. Her ne kadar ingilizcesinin tanım kümesi “How are you ne var you?” ile kısıtlı olsa da kopyala yapıştır, dene gör yöntemiyle öğreneceğinden eminim. Hahaha! Yakında ödevlerimi ona yaptırabileceğim :P (Her ne kadar pek öyle ödevim olmasa da!)

3B Ev

Bir de bugün canım sıkıldı ve grafik ödevimi yapayım dedim. 3 Boyutlu bir ev. Hoca wireframe (kibrit) olarak istedi ama ben hem tel, hem de boyanmış halini yaptım. Çok hoşuma gitti ya! Aslında boş vaktim olsa da biraz daha kurcalayabilsem şu OpenGL’i… Ne güzel bir kütüphane.

NOT: Sanırım bu aralar yazdıklarımdan ruh halimdeki karmaşıklığı sezebiliyorsunuzdur =)

Tanışıyor muyduk?

Cuma, Ocak 18th, 2008

Geçen gün facebook’ta arkadaşlık talebinde bulunan, tanımadığım bir kızla aramda geçen yazışma:

Ben: Selam, Beni ekleme talebinde bulunmuşsun. Kusura bakma ama çıkaramadım, tanışıyor muyduk?
X: tanışırız :)
Ben: sebep?
X: sen bilirsin , sadece arkadaş olmak istemiştim… Iyi günler

Ey gidi facebook! Kaçıncı vakadır bu? Ben böyleysem bayanların aldığı mesajları düşünmek bile istemiyorum! Sanırım yakında hesabımı kapatacağım, ya da en azından donduracağım. Boşu boşuna vakit öldürüyorum bu sitede.

Bu arada, “Sebep?” nasıl olmuş hehe =) Böyle bir yanıt alacağı aklının ucundan bile geçmezdi herhalde…

Sonradan ekleme:  Hesabımı dondurdum bileeee!!!

Sitem 1 Yaşında

Pazartesi, Aralık 31st, 2007

Nisan 2006′da oluşturduğum ve yazmaya Aralık 2006′da başladığım sitem 1 yaşını doldurdu. Bir sene boyunca yazabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Neyse ki sürekli daldan dala atladığım için yazacak şey de bulabiliyorum. Bilgilendirici, eğitici yazıları yazmayı amaçladığım bu siteye baktığımda şimdiye kadar bu çizginin dışına çıkıp tamamen hayatımla ilgili yazılar yazdığımı gördüm. Ya başımdan geçen olayları, sevincimi, hüznümü anlatmışım; ya da ürettiğim bir şeyi. Ama Hayat etiketinin büyüklüğünden anlayabileceğiniz üzere daha çok hayatım üzerine yoğunlaşmışım. Sanırım insan başkalarının hayatlarını okumaktan hoşladığı kadar kendi hayatının bazı parçalarını da başkalarıyla paylaşma ihtiyacı duyuyor.

Sitem ayda yaklaşık 1000 ziyaretçi alırken bunun 150 kadarı doğrudan trafik ve 100 kadarı diğer sitelerden yönlendirme. Geri kalanı da doğal olarak google. En çok tutulan sayfalara dikkat ettiğimde ismi ilginç, daha önce hiç kullanılmamış olan sayfalar, örneğin: Vista ve Işın Savaşları(1461), Hakkımda bilmediğiniz 5 şey(691), En güvenli sistem olmayan sistemdir(590), Kuzu Çevirme(558), İlk oyunum(870), Sinekler, Arılar, Karıncalar (440), Seke Seke SSK (564).

İşin tuhafı google’da “ilk oyunum”, “seke” “arılar ve partenogenez” diye arattığınızda en başlarda ben çıkıyorum =)

Neyse, gevezeliğe devam edip bu aralar ne yaptığımı anlatayım.

  1. Küçültücü programı yaptım. Kuzenim, yaptığı tüm yemeklerin fotoğraflarını çekip onları bir program ile küçültüp sağ alt köşesine sitesinin adresini yazıyormuş. Ben de dedim ki bunu otomatiğe bağlayan bir program yapabilirim. Oturdum ve bu işi yapan programı biraz uğraş ile PIL (Python Imaging Library) kullanarak 1-2 saatte yazdım. Sonra gece yarısı aklıma gelen bir fikir ile bu programı Windows’un(kuzende windows var ama yakında pardus kuracak) sağ tıklama menüsüne yerleştirip herhangi bir dizine sağ tıklandığında Küçült şeklinde bir seçeneğin çıkmasını sağladım. Böylece içinde fotoğraflar olan bir dizine sağ tıklayıp Küçült dediğinizde dizin içerisinde kucuk diye bir dizincik oluşturuyor ve içinde siteye konulabilecek boyutta ve üzerine site adresi yazılmış resimcikler oluşuyor. Bu menü işini Registry’e veri ekleyerek yaptım. Sonra python yorumlayıcısı kullanmak gerekmesin diye py2exe vasıtasıyla yazdığım programı exe dağıtımı haline getirdim. Ancak yanında maalesef birtakım taşınması zorunlu dosyalar da oluştu. Bu işi de kolaylaştırmak için bir Installer programı buldum. Bu program sayesinde tüm o dosyaları Program Files altına atıp Registry’e gerekli ayarları yazabiliyordum. Kurulum dosyasını buradan indirebilirsiniz. Ama yazı olarak sadece www.elbesofrasi.com yazabiliyor. İstediğiniz yazıyı yazdıracak şekilde henüz geliştirmedim. Umarım bir zaman bulurum da diğer yarım kalan projelerim gibi olmaz :)
  2. Ertesi gün sürekli facebook’a bakmaktan bıkarak bir program olsa ne olup bittiğini siteye girmeden bana haber verse dedim (bunu derken zaten firefoxa eklediğim notifications rss’imi unutmuşum). Bunun için kurcaladım ve Developer uygulamasını profilime eklemem, sonra da uygulamam için bir API Key almam gerektiğini öğrendim. Bunları yaptım ve python API kütüphanesini indirip biraz kurcaladım. Çok da zor değilmiş. Ama vakit istiyor. İleride orta ölçekli bir proje geliştirirsem onu facebook ile tanıştırabilirim.
  3. Sonra yine bir hışımla Django‘ya geri döndüm. Bir kitap kataloğu uygulaması yazdım. Ama henüz çok basit. Sanırım django’nun bütün belgelerini tek tek okumam gerekiyor. Çok uzuuuuuuuun!
  4. Geçen cumartesi de Remzi‘yle arkadaşımız Alper‘in iş yerine(Park Yeri) gittik ve Alper bize bir güzel SVN ile Trac kullanımını gösterdi. Oldukça faydalı oldu. Eve gelince hemen bir projede SVN denemelerine başladım. Artık zamanla oturacak.
  5. Önümdeki 1 ay içerisinde 11 sınav, 3 proje ve 2 sunum, 1 toplantı, bir yandan da dersler var. Bakalım sağ salim çıkabilecek miyim bu maratondan. Kısa koşuda iyiyim de iş uzayınca nefes nefese kalıyorum. Umarım bu sefer olmaz.
  6. Masaüstü bilgisayarımızın ekran kartı bir aydır uçuk vaziyette duruyordu. Geçen haftasonu gittik ve eski emektar(!) ATI yerine NVIDIA FX 5500 aldık. Dün de büyük bir hevesle Compiz Fusion kurdum. Harika bir şey :) Eğer yeni bir dizüstü alırsam ona da kurarım. Sadece biraz kullandıkça sanki yavaşlıyor gibi geldi. O da belki ekran kartının AGP olmasının verdiği etkidendir.

Ölümün Soğuk Yüzü

Cumartesi, Aralık 22nd, 2007

Ölümün soğuk yüzü insanı titretiyor. 14 Aralık 2007 Cuma, saat 18.30 ve bir telefon: “Onu kaybettik!”.

İlk başta hiçbir tepki veremiyorum. Sanki haberi almamış ya da sinirlerim alınmış gibi. Ama kısa bir süre sonra ölümün soğukluğu titretmeye başlıyor vücudumu, tıkırdatıyor çenemi. Yatağa yatıyorum. Başımı ellerimin arasına alıp hıçkırarak ağlıyorum, ta ki başım çatlarcasına ağrıyıncaya kadar. Kalkıp aynaya baktığımda gözlerim kanlı. Uzun zamandır hiç böylesine ağlamamıştım sanırım. Bilgisayarımın başına geldiğimde Raad’ın birkaç dakika önce çaldığını görüyorum.

(more…)

Elbe Sofrası

Pazartesi, Ekim 29th, 2007

Yıldız PastaBugün size bir site tanıtımı yapacağım: Elbe Sofrası. Bu site, birbirinden güzel yemek tariflerinin ve  aşçılık yöntemlerinin anlatığı güzel bir mekan. Sitede Bakliyatlar, Bebek Mamaları, Çorbala, Deniz Ürünleri, Dondurma, Et Yemekleri, Hamur İşleri, İçecekler, Mezeler, Pilav ve Makarnalar, Reçeller, Salatalar,Sıcak Sebze Yemekleri, Tatlılar, Turşular, Yumurta Yemekleri, Zeytinyağlılar gibi geniş bir tarif yelpazesi mevcut. Her bir kategoride bolca tarif bulunmakta.

Siteye hemen her gün yeni tarif eklenmekle kalmıyor, her gün “Günün Menüsü” hazırlanıyor. Böylece “Bugün ne yemek yapsam?” diyenlere sihirli değnek bulunmuş oluyor…

Yemekleri sık sık yakıyor veya malzeme ölçüsünü mü ayarlayamıyorsunuz? Bu sitede birçok aşçılık yönteminin anlatıldığı Faydalı Bilgiler sayfasında Fırın Isıları, Besinlerin Ortalama Sıcaklık ve Pişirme Süreleri, Balıkların Bol ve Lezzetli Olduğu Aylar, Kullanılan Malzemelerin Pratik Ölçüleri gibi bilgiler mevcut, bir güzel okuyun.

Çok mu kilo alıyorsunuz? Sağlıklı Beslenme sayfasında Karbonhidrat, Yağ ve Protein dengesini nasıl kurmanız gerektiği anlatılıyor. Bu sayfayı okuyarak dengeli beslenmeye ilk adımınızı atabilirsiniz.

Bununla birlikte eğer çok sevdiğiniz bir tarifiniz varsa, kendilerine iletebilirsiniz.

Abi Siz Türk müsünüz?

Pazar, Eylül 30th, 2007

Hollanda’da değişim anlaşması ile okuyan arkadaşım Batuhan’ın başından geçen harika olayı nakletmek istiyorum:

Gece 3-4 arası Dam Square’de Barış, Batuhan ve Serhat NachtBus beklerken:
(Gelip geçen 2 zenci dilenci para ister no diince geçer gider)
3.Dilenci:Some coins please?
Batuhan: No English
3.D.:Dutch?
Barış: No
3.D.:German?
Serhat: No
3.D.:Italian?
Batuhan: No
3.D.: Spanish……

(Serhat sıkılır kovmak için)
Serhat: We are Turkish…
3.D.:Abi siz türk müsünüz, 5 de boyaya gidicem o zamana kadar buralardayım para verebilir misin?

(Dumur olunulur ama para verilmez=)

Uyan!

Cumartesi, Eylül 22nd, 2007

Kendinizi sabahın erken saatlerinde program yazmaya kaptırmışken yatak civarından, aniden ve derinlerden gelen bir sesin “Emre! Uyanmanın vakti geldi, uyan!” diye seslendiğini duysaydınız ne yapardınız? Ben duydum! Her ne kadar telefonuma alarm olarak koyduğum bu ses bana ait de olsa korktum açıkçası*. Herkesin uyuduğunu ve sesin geldiği tarafta sadece yatak ile pencere olduğunu düşünürsek uzaylı istilasına uğradığımı sandım sanırım: bir an beyne kan fışkırması, ani baş dönmesi.

Bu arada, programın bitmesine az kaldı. Saatlerce oyun oynama dönemi artık bitiyor! Az sonra

* Ne korkunçmuşum ya!