Işık Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünü bitirmiş bulunmaktayım. 11 Temmuz 2009′da yapılan diploma töreniyle de diplomamı ve bölüm ikinciliği ödülümü (gümüşümsü teneke kupa) aldım. Tören izleyicilerin anlattığı kadarıyla oldukça güzel imiş. Ne de olsa kendilerine hazırlanan çadırın altında, gölgede oturuyorlardı. Biz mezunlar ise tören boyunca (3 saat) güneşin altında tutulduk, hem de susuz (sadece bir yudum bulabildik). İşte 3 silahşörlerden bir fotoğraf:

Remzi - Cengiz - Emre
Neyse, asıl meseleye gelelim. Bunca zamandır rakibim yok, nasıl olsa bölüm birincisi olurum diye derslere ciddi bir şekilde asılmamıştım. Ancak hesaplarda olmayan bir arkadaşım çıkıverdi piyasaya. 2007′de Elektronik Mühendisliğinden mezun olan arkadaşım sürdürdüğü Bilgisayar çift anadalını 2007′de bitirememiş ve uzatmış. Anladığım kadarıyla aynı anda yüksek lisansa başladığı için fakülte kararıyla çift anadala devamının 2 yıl uzatmasına imkan tanınmış. Böylece 2009′da hem yüksek lisanstan, hem de Bilgisayar Mühendisliği çift anadalından büyük başarıyla mezun olmuş. Bu da daha önceleri sıralama belgelerinde görünmeyen arkadaşımın mezuniyet töreninde “ceeeee” dermişçesine birden bire birinci olarak ilan edilmesini sağlamış. Bu duruma kendisi de şaşırmış. Birinci ve üçüncünün ÇAP öğrencisi (bölüm dışı öğrenci) olduğunu düşünürsek herkes buradaki tuhaflığı itiraf etmekte ancak 1 ya da 2 yıl önce yapılan bir değişiklik ile yönetmeliklerde kendilerine böyle bir hak tanınmış. Kısmet değilmiş deyip geçiyoruz.
Diğer ilginç bir nokta ise okul birincisi olmasını beklediğim, 3.97 ortalamalı başka bir arkadaşımın mezuniyetinin 1 kredilik fizik lab dersini alamadığı ve stajını tamamlamadığı için gelecek seneye kalmış olması. Bu seneki 3 adet okul birincisi de 3.85 ortalamalı. Bu ortalamayla birinci olunacağını bilseydim biraz daha çalışır 3.74′ü 3.86 yapardım. Şu haller içerisinde tören çok da zevkli geçmedi diyebilirim. Hatta bir ara dev ekrana görüntü veren kameraya uyuklarken yakalanmışım.
Törenden önce de birkaç günlüğüne İzmir’e gittim. İlk defa az da olsa İzmir’i gezme fırsatım oldu. Vapurla Karşıyaka’dan Konak’a geçtim. Konak’ta gün batımını izlemek bir harika. Güneş denize batıyor. Ayrıca İzmir Doğal Yaşam Parkı’na gidip güneşten kaçıp bir köşeye sığınmayı akıl edememiş az sayıda hayvanı doğal ortamlarında gördük, şehrin sembolü haline gelen, çok sevilen fil “Pak Bahadır”ın mezarını ziyaret ettik
. Bunlarla beraber İzmir’in sıcakları sebebiyle yaşanılmayacak bir şehir olduğunu düşünmekteyim.
Karşıyaka - Konak Vapurundan Gün Batımı
Konak'tan Gün Batımı
Saat Kulesi - Konak
Hükumet Konağı - Konak
Törenin ertesi günü ise misafirlerimize İstanbul rehberliği ettim. Sultanahmet, Aya Sofya, Topkapı Sarayı anca sığdı geziye. Unutmuşum senelerdir gitmeyince. Hatırlamış oldum. Şu günlerde ise yüksek lisans başvurusu ve askerlik teciliyle uğraşmam gerekecek.
Ayasofya'da mihrap aydınlatmasının önünde yayılan kedi
12.09 on Temmuz 15th, 2009
Hayırlı uğurlu olsun Emre. Darısı bizim başımıza
14.42 on Temmuz 15th, 2009
Hayirli olsun Emre, Basarilarinin devamini dilerim.
Gorusmek uzere.
18.05 on Temmuz 15th, 2009
Çok teşekkürler =)
12.28 on Ağustos 4th, 2009
Mezuniyet fotoğrafı çekilirken peyniiir yerine linuuuuuuuuux dediğimizi de belirtmeyi unutmuşum =)