Category: Türkçe

Date:

Bu yazımda sizlere değişim öğrencisi olarak gittiğim Kanada hakkındaki izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım. Kanada nasıl bir ülkedir, yaşam nasıldır, eğitim nasıldır, yaşam giderleri, insanları, coğrafi yapısı, gitmeli mi, gitmemeli mi...

Kanada-ortographic

Konum ve Yönetim

Öncelikle Kanada, ABDnin Kuzey komşusudur. Sanıldığı gibi kutuplarda felan değildir. Güney sınırı yaklaşık olarak Kosova ile aynı hizadadır. Kuzey sınırları ise kuzey kutbuna kadar uzanmaktadır. Eyalet sistemiyle yönetilmektedir. Resmi dili İngilizce ve Fransızcadır. Quebec eyaletinde resmi dil Fransızca iken diğer eyaletlerde İngilizcedir.

Kanada-eyaletler

Coğrafi Yapısı ve İklimi

En büyük şehirleri Ontario eyaletinde bulunmakta olup başkenti Ottawa, en büyük şehri Toronto‘dur. Ontario gördüğüm kadarıyla düzlük olsa da iç kesimlerdeki eyaletlerde ulaşım bir hayli zormuş. İklimi British Columbia eyaletinde ılıman iken diğer eyaletlerde oldukça serttir. Alberta eyaletinde havalar yazın bile -20li derecelere düşebilir.

Ottawa

Yaklaşık 1 milyon nüfusu vardır. Kışları hava sıcaklığı -42*Cye kadar düşebilir, yazları ise 30*Cyi geçebilir. Kasım - Nisan arası kar yerde kalır. Günlük sıcaklık değişimi 20*Cden fazla olabilir (sabah 3*C, öğlen 27C gibi). Rize gibi çok yağış almaktadır. Kışın kar, bahar ve yaz aylarında yağmur eksik olmaz. Kışın en güneşli günler en soğuk günlerdir. Güneşli gün sayısı fazladır. Havası temizdir. Rüzgar çok fazladır ve hissedilen sıcaklığın 10-15*C daha düşmesine sebep olur. Aniden gelen bir rüzgar hava 8*C diye kısa kollu dolaşmaya çıkan birisini -10Cde hasta edebilir.

Şehirleşme planlı, ulaşım oldukça kolaydır. Toplu taşıma araçları dakiktir. 110 km bisiklet ve koşu parkuru, birçok park ve şelalesi vardır. Harika bir doğaya sahiptir. Evler genel olarak malikane tarzında olmakla birlikte yüksek bloklar, şehir merkezinde ise orta boy gökdelenler mevcuttur. Şehrin bir ucundan diğer ucuna doğru otobüs kullanmak kaydıyla yarım saatte gidebilirsiniz. Yaşamak için güzel bir şehirdir ancak birçok kişi tarafından sıkıcı olması ve sert havası sebebiyle eleştiri almaktadır.

Oldukça güvenli bir şehirdir. İnsanlar gecenin üçünde bile güvenle dışarıda dolaşmaktadırlar. Nüfus yoğunluğu düşüktür. Dilencileri az sayıda olmakla beraber "yok" dediğinizde gitmesini de bilir, üzerinize yapışmazlar.

Toronto

Kanadanın en büyük şehridir. Nüfusu yaklaşık 5 milyondur. Ottawa Ankaraya benzerken, Toronto İstanbula çok benzemektedir. Kozmopolitan yapıdadır. Gelir dağılımı Ottawaya göre daha düzensizdir. Dolayısıyla çapulcu sayısı çok fazladır. Nüfus daha yoğundur ve bence daha tehlikelidir. Bir Türk dönercisinden Torontodan her gün 3-4 kişinin öldürüldüğünü duydum. Sokaklarda çetemsi tiplerin dolaştığını görünce pek sevemedim bu şehri.

İnsanları

Kanadanın demografik yapısı oldukça zengindir. Bir göçmen ülkesi olması sebebiyle yaklaşık 43 milletten insana yuva olmuştur. İnsanların Kanadayı tercih etmesindeki en büyük sebep refah seviyesinin yüksek olması ve saygılı bir toplumdan oluşması. İnsanlar birbrilerine karşı çok saygılı. Her şeyin ardından teşekkür edip, 1 metre uzaktan yolunuzun kesiştiğini fark ettikleri anda özür diliyorlar. Koridor kapılarını arkalarından gelen insanlar için tutuyor ve daha birçok konuda kibar davranıyorlar. Siz karşıdan karşıya geçmeyecek olsanız bile yoldan geçen arabalar "ya geçerse" diyerek duruyorlar. Yayalara kırmızı ışık yansa bile! Trafik oldukça düzenli, en azından İstanbula göre oldukça güven veriyor. Dört ay boyunca sadece bir kere korna duyduğumu hatırlıyorum.

Toplumda güven duygusu hakim. İçerisinde plazma TV, playstation ve dizüstü bilgisayar bulunan odanın kapısını kitlemeye lüzum görmüyorlar. Din/ırk ayrımcılığı pek yok. Ancak kültürel gruplaşma var. Zenciler kendi aralarında, beyazlar kendi aralarında, çinliler kendi aralarında takılıyorlar. Ayrımcılık / baskı olmadığı için özgürlük ortamı hakim. Bununla birlikte 18 yaşını geçenler ailelerinin "ya evden çık ya da kira ver" restiyle karşılaştıkları için genç yaşta hem okuyup hem de çalışarak kendi parasını kazanan öğrenciler görmekteyiz. Yaşam tarzı olarak beyaz Kanadalılar ve göçmenler arasında farklılık var. Göçmenler az harcama yapıp para biriktirmeyi yeğler ve bu sayede iyi konumlara gelebilirken beyazlar haftalığını alır almaz barlarda harcayıp ertesi günü borç alıp haftanın sonunu getirebiliyor. Genel olarak haftasonları eğlenip haftaiçine gelince deli gibi çalışan öğrencileri var. Dolayısıyla okul zamanı koşuşturma sebebiyle sosyalleşme pek olmuyor. Ayrıca Kanadalılar siz konuşmadıkça konuşmayan tiplerden. Anadolu insanının sıcaklığını beklemeyin. Ancak konuştuktan sonra oldukça yardımseverler. Yurda getirdiğim 6-7 poşet dolusu ağır alışveriş torbasını taşımakta zorlandığımı gören 2 kız hemen poşetleri alıp asansöre yerleştirip, başka bir asansörle yukarı çıkıp oradan da odama kadar taşımama yardım etmişlerdi. Boşuna gülmeyin, özel bir ilgi felan yoktu. İnsanlar genel olarak hep böyle yardımsever.

Kanadalılar oldukça dakik insanlar. Bir şeye genellikle belirlenen dakikada başlarlar. Geç veya erken değil. Bunun yanında kurallar katı değildir. Suistimal olmadığı için özel koşullara göre kurallarda esnek olabilirler.

Üniversite Eğitimi

Kanada, eğitim konusunda dünyanın en iyi ülkelerinden birisidir. Üniversitelerinden bildiğim kadarıyla University of British Columbia, University of Toronto, York University, University of Waterloo, McGill University, University of Alberta dünya çapında ünlü üniversiteler. Üniversiteler paralı olmakla birlikte diğer ülkelere göre daha ucuzdur. Sebebi devletten yardım almalarıdır. Öğrenciler gerek hükumetten aldıkları burslarla, gerek yarı zamanlı çalışarak üniversite harçlarını öderler. Bununla birlikte yukarıda bahsettiğim üniversitelere girmek bir hayli zor.

Ders yükü Türkiyeye göre daha azdır. Türkiyede bir dönemde 6-8 ders alınırken Kanadada dönemde 4 ders normaldir, 6 ders zorunlu durumlarda değerlendirilebilir. Proje yapma, sunum yapma, makale yazma ve özçalışma temelli bir sistem vardır. Projeler büyük emek gerektirir. Dersler öğretim görevlisi tarafından anlatılsa bile öğrencinin kendi başına çalışması ve derse hazırlıklı olması beklenir. Öğretim görevlileri çok anlayışlıdır, her türlü sorununuzla ilgilenir, mazeretlerinizi kabul etmemek için direnmezler. Suistimal pek yoktur.

Mühendislik dersleri ezberle geç yapısında işlenmez. Konunun mantığı öğrenilir, sınavlarda ise yine mantık kullanılarak yapılabilecek şeyler sorulur. Hangi noktaların bilinmesi gerektiği ise ya bellidir, ya da hoca tarafından belirtilir. Bu sistem bizim gibi derste dinle, düzenli çalışma, sınavdan önce hızlıca bak, sınavı ver, projeyi son gün yap ya da başkasına yaptır, ofis saatlerini kullanma, sosyal seçmeli derslerde 1-2 sayfalık kompozisyon yaz sistemine alışmış olanlara zor gelebiliyor.

Yukarıda anlattıklarım Carleton Üniversitesinde endindiğim izlenimler. Başka okullarda başka sistemler olabilir pekala.

Dil Eğitimi

Açıkçası bu konuda çok bir bilgim yok ancak yol ücretinin yüksek olmasını saymazsak İngiltereden daha ucuz dil eğitimleri bulunabilir. Ancak söylemek gerekir ki iyi bir İngilizceniz varsa bile 3-4 aydan azı çok da faydalı olmayacaktır diye tahmin ediyorum. İngilizceniz zayıf ise Türkiyede güzel bir öneğitim almak faydalı olacaktır ancak iyi bir araştırma yapmanız lazım. Çoğu şirket fasa fiso eğitim veriyor.

Eğer olur da Kanadaya giderseniz Fransızca kurslarının da oldukça uygun ücretli olduğunu duymuştum, değerlendirebilirsiniz.

Barınma

Üniversitelerin genellikle kampüs içerisinde yurtları mevcut. Carleton Universitesinin yurtları kampüs içerisinde ve yer altı tünelleriyle okulun diğer binalarına bağlı. Böylelikle soğuk havalarda dışarıya çıkmadan dersinize gidebiliyorsunuz. Bununla birlikte -belki Türkiyede de öyledir ancak- yurtta kalmanın gürültü çekme, içkili oda arkadaşı olayları gibi eksileri olabiliyor. Tek kişilik odalarda bile duvarlar kartonpiyer olduğu için gürültüden kaçış yok. Ben; oda arkadaşımın sabaha kadar telefonla konuşması, dizi izlemesi, arkadaşlarını getirmesi sebebiyle dört ay boyunca en erken 2 gibi, genellikle 4-6 gibi uyuyabiliyordum . Kanadalı insanlar için bahsettiğim "saygılılar" kısmı burada geçerli değil. Normal bir ev tutmaktan daha pahalıya gelebiliyor yurtlar.
Ayrıca bizim yurtta temizlik vs. hizmet yoktu. Her şeyi öğrenci kendisi yapmak durumundaydı. Çıkarken de odayı temizlemek gerekiyor. Ancak en büyük artısı tüneller vasıtasıyla soğuk havalarda üşümeden derse gidebilmek ve ders çıkışı hemen odaya dönebilmek.

Evler genellikle malikane tarzında. Küçük ya da büyük bahçeleri / garajları mevcut. Bu tür evlerin kiraları ayda $1000dan başlıyor. Genellikle birden fazla öğrenci  bir araya gelerek adam başı $450 - 600 vermek suretiyle bir ev tutabiliyorlar. Genelde belirtilen kiraya faturalar da dahil oluyor. Isıtma için elektrik kullanılıyor. Su+Elektrik faturasına Hydro deniyor.

Diğer bir yöntem oda kiralama. Bir ev sahibi evinin bir odasını kiralama yoluna gidebiliyor. Ancak bu durumda evin kurallarına uymanız gerekiyor. Ortak kullanım alanlarını dağınık bırakmak, temizlememek gibi konularda anlaşmazlık çıkabiliyor.

Eğer üniversite eğitimi için geliyorsanız kalacak yer konusunda genellikle International Students Office yardımcı oluyor. En azından başka ev arkadaşı arayan varsa yönlendirebiliyorlar. Veya Türk öğrenciler topluluğu, Müslüman öğrenciler topluluğu gibi topluluklar da yardımcı olabiliyor benzer kültürden arkadaş bulunabilmesi için.

Oteller ise çok pahalı. Ottawa ve Torontoda $100dan başlıyor gecelik ücretler. Niagarada ise harika bir otelde $80a kalmıştım. Gitmeden önce iyi araştırma yapın.

Alışveriş

Bakkal tarzı esnaflar pek yok. Olanlar da pahalı. Genelde büyük alışveriş merkezleri mevcut. Aradığınız çoğu şeyi buralardan bulabiliyorsunuz. Müslümanlar için özel üretim helal gıdalar bazı marketlerde satılıyor. Örneğin Ottawada Food Basics marketinde bu tür gıdalar (kıyma, bütün et, dondurulmuş burger, vs) var. Gıda fiyatları oldukça yüksek. Özellikle peynir ve ekmek. Kaşar peynirin kilosu $32 civarındaydı. Daha ufak aldığınızda daha da pahalı. Genelde 100glık paketlerde satıyorlar. Ekmekler ise 800gı en ucuz $2 civarında.

Türk marketleri Montreal ve Toronto gibi büyük şehirlerde çok sayıda var. Ancak Ottawada bildiğim sadece bir tane var. O da Bayshore semtinde, Lincoln Fields çarşısında: Istanbul Gourme Food. Yalnız uyarmalıyım, Ottawada çok sayıda Türk olmadığı için bu marketteki bazı ürünlerin son kullanım tarihleri geçmiş olabiliyor. Dikkat ederek alın ancak gitmemezlik etmeyin, insana mutluluk veriyor ülkesinden bir parça görmek. Evet, markette birçok Türk gıda ürünü mevcut. Ayrıca süpermarketlerde de yaprak sarma, dolma gibi Tamek marka konserve gıdalar mevcut.

Elektronik alışveriş için Best Buy ve FutureShop adında iki mağaza var. İkisinin de sahibi aynıymış. Ürünleri de hemen hemen aynı. Bilgisayar açısından ürün yelpazesi çok geniş değil. Türkiyede çok daha geniş bir yelpaze mevcut. Ayrıca Sony gibi markaların da şehir merkezlerinde mağazaları mevcut. Ek olarak benim yaptığım gibi Amerikadan derleme Dell dizüstü de sipariş edebilirsiniz.

Masraflar

Kanada, Türkiyeye göre oldukça pahalı bir ülke. Ben 4 ayda 6300 CAD =  8800 TL harcadım. Ayda ortalama 2200 TLye (1600 CAD) denk geliyor. Bu 8800 TL kabataslak şu şekilde oluştu: ($ dediğim CAD)

  • $3000 yurt ücreti (ayda $750)
  • $1400 yemekhane paket ücreti,
  • $1500 market alışverişi (bir miktarı ilk alışverişten kaynaklanıyor: yorgan, yastık, saç kurutma makinesi, mutfak eşyaları, vs.)
  • $700 çeşitli (kitap, otobüs, gezi, seminer vs)

Ayrıca en ucuzu $1100 olan uçak biletlerini de hesaba katmak lazım.

Eğer yüksek lisans öğrencisi iseniz hükümetlerin verdiği burslar var. Okul da asistanlık verebiliyor. Carletonun asistanlara dönemlik (4 ay) $4500 verdiğini duymuştum. Benim gibi değişim öğrencisi olarak gittiyseniz sadece kampüste çalışabiliyorsunuz. 6 aya kadar olan eğitim etkinlikleri için turist vizesi yeterliyken kampüste çalışabilmek (yemekhane, kütüphane vs) için öğrenci vizesi almanız gerekiyor.

İş izni alıp da çalışacak olursanız belki $3000 kazanıyorsunuz ancak bir o kadar da harcıyorsunuz. Ekşi sözlükteki Kanada sayfası için şuraya.

Türklerin Karşılaştıkları Sorunlar

Biz Türkler Kanadaya gittiğimizde birtakım sorunlar yaşayabiliyoruz. İnsanların yaşam tarzlarının farklı olması, ülkenin sisteminin farklı olması gibi temel şeylerin dışında sorunları şu şekilde sıralayabilirim:

  • Dil Sorunu: Anadili İngilizce olan bir ülkede İngilizce konuşmak bir hayli zor. Oldukça hızlı konuşuyorlar ve anlamakta zorluk çekiyor, özgüveninizi kaybettiğiniz için cevap vermekte -kolaylıkla cevap verebileceğiniz halde- zorlanıyorsunuz. Benim TOEFL iBT skorum 105/120 idi ve ilk 3 hafta doğru düzgün kimseyle konuşamadım, cesaret edemedim. Sonrasında açıldım ancak biraz "her söyleneni anlayacak değilsin" telkini ile kendimi yatıştırarak. Ayrıca göçmenlerle konuşmak çok daha rahat oluyor. Özgüven duyduğunuz için rahat konuşabiliyorsunuz.
  • Gıda Sorunu: Damak tadımıza uygun gıda bulmak oralarda bir hayli zor. Bizim sebzelerimizin/meyvelerimizin hepsi orada olmadığı gibi, hiç görmediğimiz birtakım gıdalar da görebilmek mümkün. Ayrıca önemseyenler için helal gıda imkanları da kısıtlı, dışarda yemeniz durumunda her yemeğin içeriği hakkında sorular sormanız gerekebiliyor. Türk restoranları pek yok. Ottawada bir tane var, o da çok çok pahalı. Onun yerine Lübnanlıların Shawarma denen dönercilerini tercih edebilirsiniz. Ayrıca helal pizzacılar da mevcut. Toronto Younge Streette bir Türk dönercisi mevcut. Diğer bir husus ise organik meyve konusu. Organik gıdalar özel olarak "Organic" etiketiyle/afişiyle belirtiliyor. Üzerinde "Organic" yazmayan gıdanın organik olmasını beklemeyin.
  • Mesafe: Türkiyeye çok uzak olduğu için her istediğiniz anda git gel yapamazsınız. Uçakla 8+3 saatte gidilir ancak beklemeleri katarsanız 18-20 saati bulabiliyor. Uçak ücretleri de bahsettiğim üzere 1100 CAD (=1500 TL)den başlıyor. Gidip gelmenin zorluğu Türkiye ile olan bağları bir nebze koparmakta.

Eksileri

  • Türk sayısı oldukça az. Dolayısıyla kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Ne yapacağım ben Türkü? demeyin. İnsan oraya gittiğinde kendine yakın değerlere sahip insan arıyor.
  • Telefon şebekesi oldukça ilkel. Ses kalitesi kötü, birisi sizi arayınca sizin de kontörünüz gidiyor.
  • Şehirlerarası karayolu ulaşımı yeterince gelişmemiş. Yollar karanlık, tenha, otobüsler 1990lardan kalma eski otobüsler. Gece uyuyabilmeyi ümit etmeyin. Biletler açık kesildiği için otobüse ilk gelen biniyor. Fazla para verip koltuk garantisi alan birisi gelirse sizi indiriyorlar. :)
  • Sağlık sistemi rezalet. Çok az doktor var ve muayene için 4 ay sonraya randevu alabiliyorsunuz. Acile giderseniz bile 5-6 saat bekletiyorlar. Acilde bu sebeple ölenler mevcut. Dolayısıyla ciddi sağlık sorunları olanlar iyi düşünmeli. Ancak ambülansla giderseniz ciddiye alıyorlar diye duymuştum.
  • Ahlaki yozlaşma had safhada. Gençlerin aklı fikri içip eğlenmekte. Şahsen burada çocuk yetiştirmek istemezdim.

Kimler Gitmeyi Düşünebilir

  • Akademisyen olmak isteyenler
  • Soğuk havayı sevenler
  • Kurallara uyulan, insan haklarının gelişmiş olduğu bir ülke özlemi duyanlar.
  • Irkçılık, ayrımcılıktan canı yananlar
  • Güvenli bir trafikte gönül rahatlığıyla araba sürmek isteyenler :)

Kimler Gitmemeli

  • Sağlık sorunu olanlar
  • Yeterince dil bilgisi olmayanlar Üniversite eğitimine atlamamalı, riskli.
  • Beyaz tenli, renkli gözlü kız arkadaş edinmek istiyorum diyenler, çünkü biz Türkler onların yanında oldukça esmer kalıyoruz ve yüzümüze bile bakmıyorlar. Duyduğuma göre ne yakışıklı Türkler gelmiş geçmiş yüz bulamayan.
  • Maddi imkanı olmayıp "Elbet buluruz bir iş" deyip gelmek isteyenler. Gözünüzün yaşına bakmazlar, donar gidersiniz soğukta.
  • Eksiler kısmında yazdıklarımdan endişe edenler.

Not: Yazdıklarımda hata bulursanız lütfen yorum yazarak belirtin, bazı konularda sadece kulaktan dolma bilgilerle yazdım. Ayrıca eklemek istediklerinizi yine yorum vasıtasıyla ekleyebilirsiniz. Aklıma yeni şeyler geldikçe italik yazılarla eklemeler yapmaya çalışacağım. Okumadıysanız Kanada Günlüğüme buradan ulaşabilirsiniz.


Share: FacebookGoogle+Email


Receive notification on my new posts

* required
Languages*   
* Different contents, not direct translation. You may choose both if you wish.
comments powered by Disqus