Category: Türkçe

Date:

19 Nisan 2009, Pazar
Bugün nedense öğlene doğru anca kalkabiliyorum. Öğle yemeği sonrası odayı süpürüyorum.Çıkmadan önce odayı süpürmemizi istiyorlar çünkü. Hava çok sıcak olduğu için (13*C) kan ter içerisinde kalıyorum. Süpürgeyi odasına götürürken yolda Hartanto ve Garynin ayaküstü konuştuklarını görüyorum. Sohbete dalıyoruz. O sırada Hartantonun oda arkadaşı Kristian da geliyor, bisikletiyle. 70km kadar yol kat etmiş galiba. Işıktaki yurtların görevliler tarafından temizlendiğini söylediğimde şaşırıyorlar. Burada o kadar para vermemize rağmen her işi biz yapıyoruz. Kristian nereleri gezdiğini anlatıyor. Buldum! Yürüyerek gezilemeyecek kadar büyük olan Ottawayı bisikletle gezmek gerek. Diyorum ki güzel bir gün, ben gitmeden, bisiklet turu yapalım birlikte. Pek yanaşmıyorlar. O sırada "haydi Sunnyside avenuede yürüyüşe gidelim" diye fikir atılıyor. Hemen hazırlanıyor ve çıkıyoruz.

.
Kimden Ottawada Zaman

Hartanto önceki yurt sakininden kalma bisikletini de getiriyor. Biraz eski bir şey. Sürmeye çalışıyor, yüksekliği sıkıntı yapıyor. Garye sürdürmeye çalışıyor, o da yanaşmıyor hiç.

.
Kimden Ottawada Zaman

Bu sefer bana diyor, "binsene" diye. Ben de senelerdir bisiklete binmediğim için "deneyeyim" diyorum ve kaptırıyor gidiyorum açıkçası. Özlemişim ya! Yokuş yukarı gittiğimiz, ben de yavaş sürdüğüm için beni yürüyerek takip edebiliyorlar. Yürürken konuşmaya çalışıyorum. Beni duyamıyorlar önden gittiğim için. Kafamı arkaya her çevirdiğimde "Dikkaaaaaaaat!", "Önüne bakkk", "Arabaya çarpmaaaaa", "Yola düşmeeeeeeee" gibi tepkiler alıyorum. Tabi bunlar bizim cambaz çocukları hiç görmedi, bunu da bir şey sanıyorlar :P Cadde hoş bir cadde. Park halinde araba yok, hareket halinde araba ise nadir. Sessiz sakin, amerikan tarzı bahçeli evlerin bulunduğu bir cadde. Caddenin sonuna varıyor, dönerken de markete uğruyoruz. Dönerken yol yokuş aşağı. Hız tutkum baş gösteriyor :P Önden gidip geri gelip tekrar gitmeye başlıyorum. Aklıma lisedeyken ortaokul arkadaşım Mustafayla Söğütlüçeşme köprüsünden aşağıya hız yaparak inişimiz geliyor. Bir ara hızlı bir şekilde yoldan kaldırıma çıkarken "Watch out! (dikkat, gözünüzü dört açın)" diyorum. Çarpmamak için. O anda bisikleti üstüne doğru sürdüğüm kadın ona dedim mi sandıysa ne, gülüp geçiyor. Tabii ki çarpmadım! GTA muhabbeti dönüyor.

Gary: "GTA mı oynuyorsun?"
Ben: "Eğer GTA oynuyor olsaydım şu anda hayatta olmazdın ahahhaa"

Neyse, geri dönüyoruz. Talep üzerine Hartantoya "Oynama şıkıdım" ve "Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar" şarkı ve türkülerini öğretiyorum. Tabii ki öğrenemiyor. Vokal yapmakla yetiniyor ben söylerken.  Okula vardığımızda Gary "gel bir bisikletle fotoğrafını çekeyim" diyor. İyi bakalım bu da hatıra olsun. Kanadalara geldi de bisiklet sürmedi demesinler pehh :P

.
Kimden Ottawada Zaman

Hava o kadar güzel ki, tekrar çıkasım geliyor. Bu sefer kanalda yürüyüş yapayım diyorum. Köprüyle kanalın öbür ucuna (doğu) geçiyor ve yürümeye başlıyorum. Hiç kar kalmamış gibi. Çok hoş bir ortam. Biraz ilerlediğimde yemyeşil bir manzara. İleride köprü vardır, onunla kanalın batı ucuna geçer, okula giderim diye düşünüyorum ancak köprü felan yokmuş. Yaklaşık 4-5km kadar yürümek durumundayım :) Doğa çok güzel. Özellikle Türkiyede görmediğim farklı farklı kuşlar ve ilginç ötüşleri, kanalda avlanan ördekler ve martılar... İnsanlar koşu yapıyor, bisiklet sürüyor, köpek gezdiriyor yahut bir banka oturmuş güzel havanın keyfini çıkarıyor.

Kimden Ottawa'da Zaman
Kimden Ottawa'da Zaman

Yolda ilginç bir tabela görüyorum. Ne olduğunu tam çıkartamıyorum. İçmek isteyenlere yol gösteren bir tabela mıdır, dürbünle buradan bakabilirsiniz işareti midir bilinmez. Dürbünle bakacak bir şey de yok ki. Dümdüz alan.

Kimden Ottawa'da Zaman
Kimden Ottawa'da Zaman

Yolun sonuna yaklaşırken üşüdüğümü fark ediyorum. 13*C havada bir penyeyle çıkarsan böyle olur tabi. Burası düzlük arazi olduğu için rüzgarı kesen bir şey yok. Çok rüzgarlı. Kampüse girdikten sonra bir yardım cihazı görüyorum. Adamlar iyi düşünmüşler her şeyi. Kampüs içerisinde "Güvenli yol" işaretleri mevcut. "Güvenli"den kasıtları nedir bilmiyorum ama iyi bir şey olsa gerek. :)

Kimden Ottawa'da Zaman

Bu cihaza yukarıdaki gibi bir bakış fırlatıp "ev ödevlerine de yardım ediyor musunuz?" diye yardım çağırmıyorum tabii ki. Aklıma gelmedi değil :) Güneş batıyor. Ben de akşam yemeğimi yeyip odaya dönüyorum. Burak arıyor. "Kanala yürüyüşe gidiyorum geliyor musun?" diye. Şansın da bu kadarı. Hasan ve Nuri gitmiş. Hasan benden eşyalarımı alacaktı gelecek sene çıkacağı evde kullanmak için ancak apar topar gitti demek ki. Buraka Montreal 1 günde gezilir mi? diye soruyorum. Gezilir diyor. Geçen dönem okulla gitmişler. 11-17 arasında kalmışlar ve gayet de yetmiş. Eğer sabah erken kalkabilirsem rahatlıkla gezerim diye düşünüyorum. Tabi kalkabilirsem.

Tüm fotoğraflara buradan başlayarak bakabilirsiniz.


Share: FacebookGoogle+Email


Receive notification on my new posts

* required
Languages*   
* Different contents, not direct translation. You may choose both if you wish.
comments powered by Disqus