Category: Türkçe

Date:

14 Mart 2009, Cumartesi

Büyük gün geliyor. Bugün akçaağaç pekmezi nasıl yapılırmış onu öğreneceğiz. Gideceğimiz yerin adı Fultons Sugar Bush. Öğle vakti geliyor ve toplanma yerimize (Residence Commons) ulaşıyorum. Bir miktar insan dışarıda, bir miktar ise içeride sohbet ediyor. Bir süre içeride duruyor, Marianın geldiğini görerek dışarıya çıkıyorum. İsimlerimizi okuyor, sırayla otobüse binmemizi istiyor. Bir nevi yoklama. Yuppi! İlk sırada ben varım. Otobüse doğru yürüyorum ve bir kızın benden önce otobüse bindiğini görüyorum. Finlandiyalı Anni, banane yoklamadan diyerek (aslında haberi yok galiba kızın) otobüse dalmış. İnsanlar sırayla geliyor ve otobüs doluyor ancak yanım boş. Olsun, rahat rahat giderim. Otoyola çıkıyoruz, trafik var! Yol yapım çalışması sağolsun. Güneş parıldıyor. Hava güzel. -5 gibi. Yolda XEROX ve Adobenin koca binalarını görüyorum. Ottawa, Kuzey Amerika IT sektörünün kalbi gibi bir şey. Yaklaşık 1 saatin sonunda şehrin oldukça dışındayız. Ot, çayır, orman... Birçok Sugar Bush tabelası görüyorum. Sonunda geliyoruz. İndiğimizde kimseyi tanımadığım için Mariaya takılıyorum. Bize hangi saatte ne yapacağımızı anlatıyor. Çiftliğe yaklaştığımda çok da fazla bina olmadığını fark ediyorum. Ufak bir yer. İlkin alışveriş merkezine dalıyorum. Akçaağaç (maple) ürünleri var hep. Pekmez, çay, yanlış hatırlamıyorsam hardal, sabun, vs ... Fiyatlar da oldukça iyi(!). Çıkıyorum dışarıya, herkes taffy denilen şekerlerden almış. Benim niye haberim yok? Gözümden kaçtı galiba. Hemen gidip alıyorum bir tane. Tezgahın başında yerli (ya da öyle görünen) kızlar var. $2 ödüyorum. Çok sert bir şeker. Issırması zor, ıssırınca da dişlerime yapışıyor.

.
Kimden Fultons Sugar Bush

Etrafı turlayıp kızak turunu beklemek üzere toplaşıyoruz. Peru, Meksika, Suudi Arabistan, Umman ve Finlandiyalı arkadaşlarla tanışıyorum. Suudi kız "Oo ben çok sayıda Türk tanıyorum, ama fazla Suudi yok" diyor, ben de "Ooo ben de çok sayıda Suudi tanıyorum, Türk yok!". Şansa bak. Biraz sohbet ediyoruz. Sonra kızak vakti geliyor. Maria her birimize biletlerimizi veriyor. Bir kısmımız atlıyoruz kızağa. At arabası gibi bir şey ancak arabanın altında teker yerine demir kızaklar var. Orman içinde, karlı yollarda bir gezintiye çıkıyoruz. Öyle fevkalade bir manzara olmasa da kızakta kayıyor olmak ilginç. Orman tamamen akçaağaçlarla kaplı. Yine Suudi olan soruyor: "benim Türk arkadaşlar bana bir şey söylüyorlar ‘bırahkyaaa" gibi, ne demek o? Sanki bullshit gibi bir anlamı var. Söylemiyorlar ne anlama geldiğini bir türlü.". Gülüyorum. Gel de açıkla şimdi bunun karşılığını! "Leave it, your ideas are no sense" gibisinden bir çeviri yapmaya çalışıyorum. Kızak gezisinin sonuna geliyoruz. Başladığımız yere dönerken ufak bir çocukla göz göze geliyorum. Çocuk da oyun derdinde herhalde, bize doğru koşmaya başlıyor. Kızağı kovalıyor da kovalıyor, en sonunda bir yere takılıp lak diye düşüyor. Birkaç takla atıp poz veriyor.

.
Kimden Fultons Sugar Bush

İniyoruz. Atlara baktığımda bol tüylü, koca ayaklı, büyük, bizim atlardan farklı bir tür olduklarını görüyorum. Eee, soğuğa dayanıklı olmaları lazım.

.
Kimden Fultons Sugar Bush

Şekerimiz hala bitmemiş. Onu bitirmeye çalışırken bir köpek görüyoruz. Tasmasında "Jasper, Fultons playground ambassador" - "Jasper, Fultonun oyun alanı elçisi" yazıyor. Çok tatlı bir köpek. Size el (pati) bile uzatıyor. Çocuk sesi duyduğu anda hemen o yöne yöneliyor. Başına toplaşıp rüşvet olarak seviyoruz kendisini ancak kabul etmiyor. Çocukları korumak üzere eğitilmiş.

.
Kimden Fultons Sugar Bush
.
Kimden Fultons Sugar Bush

Sonra çiftlik turumuz başlıyor. İşte şimdi bize gösterecekler pekmez nasıl yapılırmış. Ufak bardakçıklarla akçaağaç özü ikram ediyorlar. %2-4 oranında şeker içeren normal su. Bu pekmez, yerliler tarafından keşfedilmiş. Kovasıyla su doldurmak için çıkan yerli bir kadın, yorulup ağacın altında uyuyakalmış. Uyandığında ağaçtan damlayan suların kovayı doldurduğunu ve bu suyun tatlı olduğunu fark etmiş. Ondan sonra nasıl buldularsa yöntemi, ağacı delip, içindeki suyu damla damla toplayıp ana havuzda biriktiriyorlar. Ateşin üzerine taş koyuyor, ısınınca havuzun içine aktarıyorlar. Sıcak taşla temas eden su buharlaşıyor, geriye şeker kısmı kalıyor. Kış zamanları ot+av bulamadıkları zaman insanlar bu pekmezle açlıklarını gideriyorlarmış.

.
Kimden Fultons Sugar Bush
.
Kimden Fultons Sugar Bush

Rehber kadın bize tüm bu işlemi araçlarıyla birlikte gösteriyor. Kendisi de İskoçyalıymış. Bu işlemin nasıl yapıldığını ataları Kanadaya geldiğinde yerliler öğretmiş. Onlar da bu işi otomatiğe bağlayıp modern makinelerle üretime geçmişler. Tur bitiyor. Tur sırasında ise Ummanlı arkadaşla (Hafsa) sohbete başlıyoruz. Kendisi Kırık Kanatlar dizisini izledikten sonra bir Türkiye hayranı olmuş. Soru yağmuruna tutuyor beni. Neden mübadele yapıldı, Mustafa Kemali anlatsana vs. Anlatıyorum seve seve. Turdan sonra yemek yiyoruz. Pancake, üzerine akçaağaç pekmezi. Ardından 2 ufak şişe akçaağaç pekmezi alıp çıkıyorum. İstikamet klasik Amerikan otobüsümüz. Okula dönüyoruz...

.
Kimden Fultons Sugar Bush


Share: FacebookGoogle+Email


Receive notification on my new posts

* required
Languages*   
* Different contents, not direct translation. You may choose both if you wish.
comments powered by Disqus