Hayat
Kanada Macerası – 15
22nd Mar 2009 | Sınıfı: Hayat 1
Kimden Ottawa’da Zaman

Bu arada, bir şeyi anlatmayı unuttum! 7 Şubat Cumartesi günü bilgisayarımı iade ettikten sonra burada Matematik bölümünde post-doc yapan Faruk hocamızla Lincoln-Fields alışveriş merkezindeki İstanbul Market’e gidiyoruz. İçeri bir giriyoruz, eyvaaaah! Hep Türk malları. Saldırıyorum ne var ne yok. Ayran, helva, baklava, konserve dolmalar, imam bayıldılar, beyaz peynir, Marmarabirlik zeytin, salam, sucuk, reçel, Tarhana, Ezogelin ve Mercimek çorbaları, Halleyler, çeşit çeşit çikolatalar :D Memleket özlemi bu olsa gerek. Yaklaşık $140 tutuyor alışverişim! Naptın sen ya? Tamam, kabul ediyorum. Abarttım biraz. Sonradan hesapladığımda bu yemeklerin yaklaşık olarak ben dönene kadar beni idare edebileceğini görüyorum. İşin kötüsü bazılarının son kullanım tarihleri geçmiş!

Kimden Ottawa’da Zaman

Alışverişten sonra Efes Türk Restoranına gidiyoruz. Ancak şansa bakın ki gittiğimiz gün restorasyona girmiş. Bunun üzerine Faruk hocamız misafir ediyor bizi. Cem Yılmaz izliyor, muhabbet ediyoruz. Evi çok yüksek binaların bulunduğu bir sitede. 11. kat sanırım. Her yer görünüyor. Akşama doğru ise dönüyoruz. Aldığım şeyleri dolabıma yerleştiriyorum:

Kimden Ottawa’da Zaman

Şimdiki zamana dönelim, tatile girdik ya, biraz rahatlıyorum tabi. Pazartesi günü Ottawa’da yaşayan bazı Türk arkadaşlar barbekü partisi düzenliyorlarmış. Bizimkiler çağırdı, ben de gideyim artık değil mi :) . Akşam 7′de başlayacak. Ben de 6.20 gibi çıkıyorum yola. O-Train’e binip kestirmeden Bayview’e gidecek, oradan da 97 numaralı otobüse binerek Türklerin yoğun olarak yaşadığı Bayshore’a (Beyşehir :) ) gideceğim. Tüh! Tren 1-2 dakikayla kaçıyor gözlerimin önünde. Ne yapalım, Abdülhak’ın söylediği yoldan gitmem gerekiyor artık. 4 numaralı Hurdman otobüsüne binip son durakta iniyorum. Sonra 97 durağında beklemeye koyuluyorum. Durak tabelasında 96 ve 85′in de Bayshore’dan geçtiği yazılı. O sırada 85 geliyor.

E: “Bayshore ana durağına gideceğim. Geçiyor musunuz?”
Ş: “Evet, geçiyorum.”

ve atlıyorum. Meğersem bu otobüs 15 dakikalık yolu 45 dakikada alıyormuş. Tüm Ottawa’yı dolaşmış oluyorum sayesinde. 7.30 gibi ulaşıyorum evlerine. Tek katlı, Amerikan tarzı bir ev. Daha yemeye başlamamışlar, muhabbet ediyorlar. Sonra yemek servisi başlıyor. Ancak Türk usulü köfte bulamıyorum. Olsun, bir sürü et! :D Çok uzun sürmüyor. Dönerken Kamil’in arabaya sıkışıyoruz. Kamil biraz gaza basınca yavaş git diyorum, dinlemiyor. Mecburen kusma numarası yapıyorum :D Bu sefer arabanın üst camını açıyor.”Kapat laaaaaaaan kapaaaaaaaat donduuuuuuuuuuuuuuk!” çığlıklar duyuluyor. Neyse, yavaşlıyor bir nebze. Sonra arabadaki diğer arkadaşların ısrarı üzerine Kamil’in evine gidiyoruz. Quebec eyaletine! Öyle uzak bir yer değil. Zaten Ottawa sınırda olduğu için birkaç kilometre. Eyalet sınırından geçmemizle birlikte her şey Fransızca’ya dönüyor. İlk dil Fransızca, ikinci dil İngilizce burada. Kamil’in eve geliyoruz. Önceki aynı tarzda. Hava çok güzel gibi. 3-4*C gibi olsa gerek. Arkadaşlar Kamil’in odasında sigara sefası yapıyorlar, ben ise dumandan rahatsız olduğum için mutfakta Abdülhak ile sohbet ediyorum, sonra da bir süre kıvrılıyorum. İşin kötüsü mutfaktaki ısıtıcılardan sigara dumanı geldiği için sürekli kapıyı açıp içeriyi havalandırmak zorunda kalıyorum. Neyse, gece 4 gibi (!) yurda dönüyoruz.

Salı günü ise bilgisayarım geliyor. Dell Inspiron 15 (1545). Internet’ten resepsiyona teslim edildiğini görüyor ve posta kutuma fırlıyorum. Ancak posta kutumda hiçbir teslimat kağıdı yok. Posta ofisini buluyorum. Kimsecikler görünmüyor. Lütfen hizmet için şu tuşa basınız yazıyor duvarda. Basıyorum. Tavanda parlak bir ışık yanıyor. Flaş gibi. Bir adam geliyor. “He ha hu” diyecekken duymadığını işaret edip bana kağıt kalem veriyor. Helal olsun be, sağır ve dilsiz adamı bile çalıştırıyor, ülke ekonomisine kazandırıyorlar. Derdimi yazıyorum. Kimlik istiyor. Bana teslimat kağıdımı veriyor. Resepsiyona çıkıyor, paketimi teslim alıyorum. Odama koşturmacaaaaaaaaaaa :)

Kimden Ottawa’da Zaman
Kimden Ottawa’da Zaman

Hemen açıyorum bilgisayarı. Beklediğimden ince. Oldukça hoş görünüyor. Vista kurulu. Hemen Pardus CD’mi takıp bir bölüm açıp Pardus kuruyorum. Hiçbir sorunu yok gibi. Her şeyi tanınmış. Sadece ekran kartının 3B desteği var görünmesine rağmen oyunları çalıştıramıyor. Bir de mikrofon çok net değil. (2-3 gün sonra ise A tuşu gıcırdamaya başlıyor. Ama alışıyorum zamanla.). Fark ettiğim diğer bir konu ise diski boyutlandırırken Vista’nın zarar gördüğü ve GRUB listesinde çıkmadığı, elle eklemem durumunda bile  Error 13: Invalid Executable Format gibi bir GRUB hatası vermesi. İleride mecburen Vista’yı tekrar kurup GRUB’u kurtarmam gerekti. Sanırım Pardus kurulumundaki GParted bölümlendirmesi bölümleme tablosuna zarar verdi (silindir örtüşmezliği meydana geldi).

Etiketler: , ,
One Comment
  1. halil
    20.02 on Mart 24th, 2009

    Hayırlı olsun hocam bilgisayarını güle güle kullan.

Leave a Reply

IMPORTANT! To be able to proceed, you need to solve the following simple math (so we know that you are a human) :-)

What is 11 + 8 ?
Please leave these two fields as-is: