Category: Türkçe

Date:

Günlük defteri burada biter dedim ancak yanlış anlaşılmasın, 1-23 Ocak arasını gün gün yazmıştım. Ondan sonra Türkiye finallerimin araya girmesi sebebiyle devam edemedim pek. O yüzden aklımda kaldığı kadarıyla, takvimimdeki notlara bakarak devam edeceğim. Bu yüzden günlük tadında, şimdiki zaman olmayabilir, karışık da olabilir.

Islam in the Modern World dersinin quizine girdiğimi, yanlışlıkla erken çıktığımı söylemiştim. 57 almışım. Notlar genel olarak kötü olduğu için (hocanın okuduğu kağıtların ortalaması 70 iken asistanınkiler 40!) bize bir şans tanımaya karar vermiş. İsteyenlerin vizesinin puan ağırlığını arttıracakmış. Pek bir sevindirik oldum. :)

Kaldığım yurt olan Leedsin en üst 2 katı (5 ve 6) yüksek lisans ve doktora öğrencilerine veriliyor genelde. Ancak aralara lisanslar da serpişiyor. Bu yüksek arkadaşlar yüksek lisansa başvurmak isteyenlere bir seminer düzenlediler. Yüksek lisans nasıl bir şeydir, nasıl başvurmalısınız, okul nasıl seçilir vs. İyi güzeldi ancak zaten bildiğim şeylerdi. Herkesin söylediği şey "hocalarla irtibata geçin". Ben de sordum: "Ya siz hep irtibata geçin diyorsunuz da, irtibata geçip ne diyeceğim hiçbir proje fikrim yoksa? Ee, ben bu konuyla ilgileniyorum, eee, so what?!" Çok tatmin edici bir cevap aldığımı söyleyemem. Öylesine tanış diyorlar yani.

Ocak sonuna geldiğimde yurt ücretini ödemeye fırsat bulamadığımı fark edip kampüste yer alan ScotiaBanka fırlıyorum. Yaklaşık 14 dakikalık yürüyüşün ardından ulaşıyorum. Kuyruk var. Bireysel işlemler/vezne işlemleri diye kuyruk ayrımı göremediğim için kuyruğa giriyorum. Kenardaki masada oturan kadının dikkatini çekiyor durumum herhalde, nakit için beklemiyorsanız buyurun diyor. Hesap açmak için randevu veriyor ertesi güne! Ne biçim şey ya? Ertesi gün geldiğimde bir odaya giriyorum. Pasaportumu ve kampüs kartımı veriyorum, bir kadın bilgilerimi bilgisayara giriyor. Bir ATM kart destesinden yeni bir kart çıkarıyor, kartı hesabımla ilişkilendiriyor ve bana teslim ediyor hemen. Internet şubemi de açıyor oracıkta. Yaklaşık 40 dakika sürüyor işlem. Sonra banka hesap numarama para transferini beklemeye geliyor sıra. Çarşamba günü gönderilen para cuma akşama doğru elime ulaşıyor. Babamdan $30 kesilmiş, ilginç bir şekilde bankam da benden $10 kesmiş. Hafta içini bekleyeceğim ödemeyi yapmak için.

Ayrıca yeni bir [açık kutu] HP dizüstü bilgisayar alıyor, Sony dizüstü bilgisayarımı da sorunları sebebiyle iade ediyorum. Bu yeni HPnin de çok sıkıntısı var. Çok ısınıyor / ya da çok gürültülü (fanı bilgisayarın altında) ve ethernet kablosunu bir kere taktım, bir daha da çıkaramadım. Bunu da iade etmem gerekecek sanırım.

Hafta içi geliyor. 2 Şubat Pazartesi günü Halim hocamın semineri var. Akademik kariyerle ilgili olan. Katılıyorum seminere. Oldukça faydalı. Onu başka bir yazıda yazsam daha iyi olacak sanırım.

Yine bu sıralar yemek planımın bana çok fazla yemek sunduğunu fark ediyorum. Haftada 9 yemek fazla! Çünkü Irfaan sağolsun geç kalkıp kahvaltıyla öğle yemeğini birleştiriyorum bir ... [üfff burada kullanacağım bir kelime vardı ama hatırlayamıyoruuuuuuuuuum! Kafayı yiyeceğim, uzun süre Türkçe konuşmayınca Türkçe kelimeyi bulamamak kadar kötü bir şey yok!]. 9luktan 5lik yemek planına (D) düşüyorum. Ona göre ücret de düşüyor. Yeni hesaplanan ücreti bankaya yatırmam lazım. Gidiyorum bankaya, 4te kapanmış! Amma tembeller ya. Mesaileri 10-16 arası galiba. Emin değilim.

5 Şubat Perşembe akşamı Dellin sitesinde Inspiron 15 (1545) kampanyası olduğunu görüyorum. $250 indirimdeler. Özelliklerini kendim belirliyorum ve siparişimi veriyorum. Amerikadaki fabrikasında bana özel üretilecek ve gönderilecek. Tahminen 18 Şubat gibi elime ulaşacakmış. HP bilgisayarımı 7 Şubatta iade etmemle birlikte 10 günlük bilgisayarsızlık dönemim başlıyor. Ertesi gün (Pazar) 3 din dersinin Yahudilik sınavı var. Derslerinden birçoğunu Kara ve banka randevuları sebebiyle kaçırdığımdan video kayıtlarından izlemem gerekiyor. Video merkezine gidiyorum. Yaklaşık 8 saat video izledikten sonra Burakın bilgisayarını ödünç alıp son 1 saatte sınava giriyorum. Sınav Internetten yapılıyor. Çoktan seçmeli 50 soru. 47 doğru cevap vererek 94 alıyorum. Ortalama 82 imiş. Ertesi güne ise Kriptografi ödevim var, bilgisayarı iade ettiğim için tamamlayamamıştım kendisini. Bu ödevde takıldığım birçok husus oluyor. Türkiyede bit düzeyinde C programlama pek yapmadığımız için 128 bitlik bir şifreleme anahtarını nasıl alıp nasıl saklayacağımız, nasıl kullanacağımız konusunda kafam karışıyor. Asistana soruyorum ancak bilgisayarımı iade ettiğim gün cevap geliyor. Ben de laboratuvar kartı çıkartıp bilgisayar laboratuvarlarına gidiyorum. Ancak Linux veya Dev C++ yok. Hep Visual Studio 2005 veya 2008. Bir türlü derlemeyi beceremiyorum. İğrenç program! Yok workspace miş bilmemneymiş. Linuxta tek komutla derlenen programı derleyemiyor. Çıldırarak durumu not düşüp tahmini bir kod yazarak derlemeden gönderiyorum ödevi. Bu ödevden de ortalama bir not alıyorum: 46. Moral alt üst. Perşembe günü de Islam in the Modern World vizesi var. Ağırlığı quizi iptal edince %45. O yüzden iyi çalışmam gerekiyor. Bilgisayar da yok, kütüphaneye muhtacım. Kaçırdığım dersler var. Çarşamba günü kütüphaneye gidiyorum. Bazı slaytları bastırmak istiyorum. Z-disk hesabım ile giriş yapıyorum sisteme. Bilgisayarlar XP. Slaytları indirip yazdır diyorum. Sonra yazıcıların başına gidiyorum. Yazıcıların yanında bilgisayarlar var. Bu sefer orada kullanıcı adı ve parolamı girip kampüs kartımı kart slotundan geçiriyorum kredi kartı kullanır gibi. Bana kuyruğa gönderdiğim dosyaları gösteriyor. Hepsini bastırtıyorum. Sayfası  10 cent. Sonra çalışma masalarına gidiyorum. Cam kenarında tek kişilik masalar. Camdan soğuk geliyor. Hasta olmaktan korkup odama gitsem diyorum. Saat 22. İnsanların kütüphanenin önündeki kapıdan dışarıya çıktıklarını görüyorum. Hava güzeldi bu günlerde. Ben de bir bakayım diyorum nasıl hava. Üzerimde kolları kıvrılmış güz penyesi, altımda yazlık pantolonla! Çıkıyorum. Harikaaa! 8*C sanırım hava, çok hoş. Diyorum ben yurda kadar yürürüm böyle. Ancak hava karanlık. Kampüste de hiç yürümemişim. Yolu çıkartamıyorum. Ters bir yöne sapıyorum. Birden rüzgar başlıyor. Heralde 8 değil -10 oldu bu sefer. Rüzgar çarpıyor. Bir binaya giriyor, öksürerek odama dönüyorum. Hasta oldum sanırım. Karnım ağrıdığı için yatıyorum. Doğru düzgün çalışamadım şu sınava da...

Sabah kalkıp acaba telafi sınavı  yapar mı diye düşünüyorum ancak somut bir kanıtım olmadığı için ümitsiz bir şekilde gidiyorum sınava. Çıkışta hoca nasıl geçti diyor, "ehh diyorum". Çok da iyi değil. 50 puan test, 25 puan boşluk, 25 puan da klasik. Klasikte Osmanlı devletinin çöküşüyle birlikte oluşan kimlik sorunlarıyla ilgili bir soruyu seçip yazıyorum (Sınavdan ilginç bir şekilde 85 alıyorum). Sınav sonrası kendimi daha iyi hissettiğim için alışverişe gidiyorum. Wal-marta. Kasiyer kız yicek gibi bakıyor. Hoop ayıp oluyo dicektim. Neyse, karlar eriyor gibi. Yağmur yağıyor. Hava çok güzel. Çimenler ortaya çıkmaya başlamış. Bu arada gelecek hafta okuma haftası (tatil). Şimdiden tatile girdim yani.

.
Kimden Ottawa Winterlude

13 Şubat Cuma günü Winterlude denilen kış festivali var. ISSO (Uluslararası öğrenciler ofisi) düzenliyor. Sabahtan acaba güzel hava sebebiyle iptal olur mu diye düşünüyorum. TV odasında Ben denen çocukla konuşuyorum. Eleman çok geveze. Susmak bilmiyor ki gideyim. Yaklaşık 1,5 saat kilitliyor beni. Neyse, sonra Burakı da çağırıp ISSOya gidiyoruz. 15 kişi kadarız. Otobüs durağına gidiyoruz. Ayakta gitme/yer verme kavramları burada da var. 20-25 dakikada şehir merkezine ulaşıyoruz. Şatonun olduğu yere geliyoruz. Hava gayet güzel. Buzdan heykellerin olduğu parka giriyoruz. Çok güzel ama küçük bir yer. Ertesi gün sevgililer günü. O yüzden kalp şekilde buz heykeller de yapmışlar. Kalbin içinden kafayı geçirip poz veriyorum.

.
Kimden Ottawa Winterlude

Çok ilginç heykeller var. Testere gibi bir aletle biçim veriyorlar heykellere. Bazıları erimiş havanın iyi olması sebebiyle.

.
Kimden Ottawa Winterlude

Kadının biri bize sesleniyor:

K: "Sprechen Sie Deutsch?" diyor sanırım.
Biz: "Hönk? Noluyo yav"
K: "A pardon, Almanca konuşuyorsunuz sandım da"
Ben: "Yok, Türküz biz. Almanca konuşmuyoruz. Alman mısınız?"
K: "Yok, ancak 6 sene Almanyada yaşadım."

Sonra Burakla fotoğrafımı çekiyor. Teşekkür ediyoruz. Birisi aksanımdan Rusa benzetmişti okulda, birisi tipimden Almana, şimdi de Türkçemizi Almancaya benzettiler. İleride neler olacak bakalım. Sanırım hafif kızıl sakallarım sebebiyle oluyor bunlar :)

.
Kimden Ottawa Winterlude

Tüm fotoğrafları burada görebilirsiniz.Sonra meydandan ayrılıyoruz. Kanal üzerindeki köprüde fotoğraf çekilip Rideau Centera giriyoruz.

.
Kimden Ottawa Winterlude

Uzun süre kalınca üşümüşüz yine. Buraktan ayrıldıktan sonra biraz ısınıp otobüs duraklarına gidiyorum. "Carletona gitmek için burada mı beklemeliyim?" diyorum yaşlı bir kadına. "No English No English!" diyor. Anlaşıldı. Fransız bu da. Başkasına soruyorum, evet diyorlar. Hava -4*C. Güzel bir müzik çalıyor durakta. Sanırım 24 saat çalıyor bu müzik. Huzurlu bir ortam. Hafif trafik var. Arabalar beklerken egzoz dumanlarının oluşturduğu görüntü çok hoş. Tam küresel ısınma kapağı yapmalık diyorum. Ancak çekmiyorum, utangaçlık işte. Hava kararmış bir de. 10-15 dakika bekliyorum. Başka otobüsler geliyor. Birçoğunun şoförü kadın. Aslında burası gibi güvenli bir trafikte normal. Sonunda 7 Numara Carleton otobüs geliyor. Biniyor, yanlamasına 3lü koltuktan birine oturuyorum. Bizdeki gibi dur tuşunun yanında cam kenarlarında sarkan kablolar var. Elektrik kabloları gibi sarkmışlar. Onlara asılıp çektiğinizde Dur ışığı yanıyor. Bir sarhoş varoş biniyor. Karşımdaki 3lü yan koltuğa oturuyor. Etraftaki insanları rahatsız etmemek için insanlardan uzağa oturuyor. 25 dakika sonra iniyorum. Final programım açıklanmış. 3 din dersi ve Kriptografi 17 Nisan Cuma günü. Islam ve Bilgisayar Görüşü derslerinin finalleri yok. Sonra okuldaki bir seminere koşuyorum. Konuşmacıya seminer sonrası bir soru soruyorum. Türk müsün diyor ve ben dumur haldeyim. "Nasıl anladınız?" "Aksanından ve tipinden" diyor. Türkiyeye gelmiş daha önce. Neyse, ertesi gün 3 din dersinin projesi için Kiliseye gitmem gerekiyor. Pazar ayinlerini inceleyip rapor yazacağım. Ancak uyanamıyorum. Hava soğuk biraz, üşeniyorum sabahtan gitmeye. Başka bir kilisede akşam 9da var ancak o saatte taa şehir merkezine gitmeye de tırsıyorum. Haftaya, teslim tarihinden 2 gün önce gidip hemen yazacağım artık.


Share: FacebookGoogle+Email


Receive notification on my new posts

* required
Languages*   
* Different contents, not direct translation. You may choose both if you wish.
comments powered by Disqus