TürkçeEnglish

Archive for Eylül, 2007

Abi Siz Türk müsünüz?

Pazar, Eylül 30th, 2007

Hollanda’da değişim anlaşması ile okuyan arkadaşım Batuhan’ın başından geçen harika olayı nakletmek istiyorum:

Gece 3-4 arası Dam Square’de Barış, Batuhan ve Serhat NachtBus beklerken:
(Gelip geçen 2 zenci dilenci para ister no diince geçer gider)
3.Dilenci:Some coins please?
Batuhan: No English
3.D.:Dutch?
Barış: No
3.D.:German?
Serhat: No
3.D.:Italian?
Batuhan: No
3.D.: Spanish……

(Serhat sıkılır kovmak için)
Serhat: We are Turkish…
3.D.:Abi siz türk müsünüz, 5 de boyaya gidicem o zamana kadar buralardayım para verebilir misin?

(Dumur olunulur ama para verilmez=)

Media Markt Savaşları

Çarşamba, Eylül 26th, 2007

Media Markt Açılışı Evet, sonunda Media Markt açıldı! Dünya çapında mağazalar zincirine sahip teknoloji marketi Media Markt, Türkiye’deki ilk şubesini Ümraniye IKEA’nın yanında dün sabah saatlerinde açtı. Ama “Açmaz olaydık!” dediklerini duyar gibiyim. Nitekim teknoloji hayranı halkımız duramamış ve açılıştan önceki gece marketin önünde açılışı beklemeye koyulmuş. Tabi gündüz gelenlerin de eklenmesiyle ortalık ücretsiz ekmek dağıtan kamyonların etrafında birbiriyle kavga eden insanların haline dönmüş. İnsanlar yumruklaşmış, birbirlerini tekmelemişler. Bir buçuk saat içerisinde ise tüm promosyon ürünlerinin tükenmesiyle mağazayı kapatmak zorunda kalmışlar. İşin ilginci de bu saatlerinde hala birçok kişinin içeriye girememiş olması. Nasıl bu kadar teknoloji meraklısı olduk bilmiyorum ki. Genlerden geliyor desem, yok eskiden böyle şeyler yoktu ki! :P Duyduğuma göre 3500 YTL’lik televizyonlar 1500 YTL’ye satılıyormuş. E iyi güzel, ama o kadar dayak yiyeceksin, sonra bir de o kadar (1500 YTL) para bayılıp televizyon alacaksın! Ben olsam televizyon gibi değersiz bir şeye bu kadar para ödemezdim. Bana ne ya, plazmaymış, karizmaymış vs… Bir ihtimal de tüm teknoloji ürünü satan esnafların burada toplanmış olması. Ucuza al, pahalıya sat olayı.

(more…)

Saatlerce oyuna son: Gözetmen!

Pazar, Eylül 23rd, 2007

Kardeşimin (genelde oyun amaçlı kullandığı) masaüstü bilgisayarın tamirden gelmesinin ardından bahsettiğim gibi bazı RAM sorunları yaşamıştım. Ben de gidip 1GB’lık Kingston RAM aldım ve şu anda kardeşimin de, bilgisayarın da keyfine diyecek yok!

Ancak, bu sefer de aşırı doz sorunu ortaya çıktı. Eee, bilgisayar her oyunu çalıştırınca bilgisayarın toz tutmayan klavyesine sarılan kardeşim günde 7-8 saatini tüplü monitör karşısında geçirmeye başladı. “Gözlerine yazık!” diyoruz ama anlamıyor tabi. Piyasadaki bilgisayar denetim programlarına bakıyorum, sadece “şu şu saatler arasında internete girebilir” şeklinde bir kısıtlama koyabiliyorlar ve linuxta çalışmıyorlar. Bizim istediğimiz ise günde 2 saatten fazla oynamasın ve hem windowsta hem de linuxta çalışabilsin ve ikisinin kaydını birlikte tutsun. Ben de bunun üzerine çözüm olarak yeni bir program geliştirdim (başka ne beklerdiniz ki!). Bu program: Gozetmen

(more…)

Uyan!

Cumartesi, Eylül 22nd, 2007

Kendinizi sabahın erken saatlerinde program yazmaya kaptırmışken yatak civarından, aniden ve derinlerden gelen bir sesin “Emre! Uyanmanın vakti geldi, uyan!” diye seslendiğini duysaydınız ne yapardınız? Ben duydum! Her ne kadar telefonuma alarm olarak koyduğum bu ses bana ait de olsa korktum açıkçası*. Herkesin uyuduğunu ve sesin geldiği tarafta sadece yatak ile pencere olduğunu düşünürsek uzaylı istilasına uğradığımı sandım sanırım: bir an beyne kan fışkırması, ani baş dönmesi.

Bu arada, programın bitmesine az kaldı. Saatlerce oyun oynama dönemi artık bitiyor! Az sonra

* Ne korkunçmuşum ya!

Sonunda bitti!

Cumartesi, Eylül 15th, 2007

Sonunda Karadeniz yazı dizimi bitirebildim! Sonradan fark ettiğim üzere fazla detaya indim ve bu sebeple yazıların uzun olması üzerimde büyük bir stres oluşturdu:

“Bit hadi bit hadi biiiiiit, daha başka yazılar da yazacağım!”

Neyse, biraz güncel haberler vereyim:

Şu hikayaye bayıldım ya: “Kapa çeneni yoksa hack’lerim haaa!”

Geçen ay bir Akbank şubesine giderek Axess kart başvurusunda bulunmuştum. Bir hafta içerisinde geleceğini söylemişlerdi. Ancak adamın dili sürçmüş olsa gerek ki BİR AYda geldi! Neyse, artık bu kartla alan adı alışlarına başlayabileceğim. Alantron adlı firmadan deneme alışı yaptım ve kendi siteme yönlendirdim. Ancak bu yönlendirme 2-3 gün sonra gerçekleşti! Bu da Alantron yavaş mı? sorusunu gündeme getirdi. Siz domain almak için hangi şirketi kullanıyorsunuz? Memnun musunuz?

(more…)

Karadeniz’07 - 4

Cuma, Eylül 14th, 2007

UzungölGün: 3 Eylül 2007, Pazartesi

Bugün son günümüzdü. Uçağımız 21.45′te kalkacağı için bizim de eşyalarımızı odadan çıkarmamız gerekiyordu. Sabahleyin apar topar valizleri hazırladık, ben Uzungöl’e gitme sevdasıyla önden çıkarak ödemeyi yaptım ve valizimi akşam almak üzere bir kenarda bıraktım. Yazıhaneye giden en kestirme yolu öğrenerek koşturmaya başladım. Beş dakika sonra ulaştığımda aklımda kalan 8.30 saatinin haftasonu için geçerli olduğunu, midibüsün 15 dakika önce kalktığını öğrendim ve mecburen 9.30 arabası [8 YTL]ile gitmek zorunda kaldım.

Midibüs şeklindeki araç oldukça güzeldi, bizim okulun servislerine benziyor. Tekrar dünkü istikamete, Of’a doğru yola çıktık. Of’tan kısa bir süre sonra sağ tarafa(güney) döndük ve 45km kadar da o yoldan gittik.Yolun kimi kesimleri güzelken bazı kesimleri taş-toprak haldeydi. Yol genişletme çalışmaları vardı. Hükumet Karadeniz’e iyi hizmet etmiş he! :) Güzel vadilerin yanından büyüleyici doğa manzaralarını izleyerek geçtik ve 2 saatin sonunda (Çaykara ve Dernekpazarı adlı kasabalara uğrayıp) saat 11.30′da Uzungöl’e ulaştık. Ulaştığımızda aklımdan geçen şey şu oldu: “Bütün ateistleri buraya getirmek gerek! Göstersinler bakalım tüm bu güzellikler nasıl tesadüf eseri oluşurmuş!” Şöför merkezde beni indirdi ve dönüş bileti almamı istedi, ben de 13.45′e aldım. Sonra ben inmenin rahatlığıyla oyalanırken şöför araca tekrar binmemi istedi, ben de “Herhalde ileride başka şeyler de var” diye bindim. İleride tesisler vardı. Muhtemelen alabalık tesisleri. Ancak ben oralara varmadan yolda indim. Hemen indiğim yerde bir fotoğrafçı vardı. Ben de bu güzel yerd bol bol video çekebilmek için fotoğraf makinemdeki 823MB’lık veriyi 2 CD’ye yazdırdım[Aslında USB diske yazdıracaktım ama adamın çakışma var, çalıştıramıyorum demesi sebebiyle üstelemedim]. Sonra fotoğraf/video çeke çeke, gölün etrafını dolaşmaya başladım.

Kongre ekibi Uzungöl’de yapacak bir şey yok diye buraya gezi düzenlemedi. Onun yerine rafting yapıp, horon tepip paintball ve top oynayabildikleri Ayder’e götürdüler. Aslında doğru, Uzungöl’de böyle şeyler daha zor ancak benim gibi doğa aşığıysanız [böcekgiller hariç], burası kafanızı dinlemek ve huzur bulmak için harika bir yer ve bence Ayder’den çok daha güzel.

(more…)

Karadeniz’07 - 3

Salı, Eylül 11th, 2007

Ayder DeresiGün: 2 Eylül 2007, Pazar

Saat 7′de kalkıp aceleyle kahvaltı yaparak hazırlanıyor ve taksiyle okula, yurtların önüne varıyoruz. Milletin daha uyanmadığını görüp getirilen kolilerden birer Vodafone penye ve şapkası kapıyoruz. Öğrenciler geldikçe -yol üzerinde farklı yerlerde Paintball ve Rafting yapılacağı için- spora göre öğrenciler midibüslere ayrılıyor ve Karadeniz otoyoluna çıkıp Rize’ye doğru ilerliyoruz. Derken bir bakıyoruz ki bizim şöför takometresinin yanlış hız gösterdiğinden dert yanıyor. Sonra aklına harika bir fikir geliyor ve diğer şöförlerden birisini arıyor: “Ula … , benim takometre bozuk galiba ya, bi test edelim mi? Tamam!”. Ben de diyorum, “Ya test için neden bu kadar acele ediyor? Başka bir zaman sanayide fln baktırır.” Halbuki benim kafam ne basar pratikliğe! Bir bakıyoruz ki diğer şöförün midibüsü yanımıza gelmiş ve yan yana gidiyoruz. Biraz da hayal gücümü katarak size aktarıyorum aralarında geçen konuşmayı:

A: “Benimkisu 69, seninkisu kaç gösteriy da?”
B: “Benimki de 70″

A: “O zaman sorun yoktur da, ne biçim iştir bu”, sonra bize doğru:

A: “Hiz yükseldukçe daha yanliş göstermeye başlıyor.”, aynı bizim baskül gibi. Düşük ağırlıkta sorun yok, ağır birisi bindi mi 5 kilo az gösteriyor :)

(more…)

Karadeniz’07 - 2

Cuma, Eylül 7th, 2007

Petrol OfisiShellGün: 31 Ağustos 2007, Cuma

Sabah 9.30 - 10 gibi kongre merkezine ulaştık. Oturumlar daha başlamamıştı. Açılış konuşmaları yapıldı. Sonra IEEE örgütlenmesi, genel konular hakkında yapılan konuşmalarda ise uyukladım sanırım. Böyle örgütlenmeyle (görev bağları, dernek kurulması, makbuz kesimi vs.) ilgili muhabbetlerden hiç hoşlanmıyorum. Neyse, öğle yemeğinden önce biraz dışarı çıktım. ATM’lerin önünden geçerken bakiyemi denetlemek için banka kartımı çıkarttım ve cihaza taktım. Şifreyi de girdim, güzel. Ama sonra bir uyarı sesiyle irkildim: “Bu kartla bankamatikte işlem yapamazsınız!”, biraz gerisin geri geldim. Baktım ki kartım Akbank’ın, ATM Ziraat Bankası’nın. İkisi de kırmızı olunca, uyku mahmurluğu şaşırıvermişim :) Sonra öğle yemeği yedik yemekhanede. Yemekler güzeldi :)

(more…)

Karadeniz’07 - 1

Perşembe, Eylül 6th, 2007

Gün : 29 Ağustos

Sabah açık büfe kahvaltımızı yaptıktan sonra eşyalarımızı toparlayıp KTÜ dolmuşuna biniyoruz. Burada saate göre kalkmak yokmuş dolmuşlarda, dolmuş dolana kadar bekliyor. Trabzon’un sıcak ve boğucu havası dolmuşun içinde erimemize yetiyor. Dolmuş kalktıktan sonra 10 dakika içerisinde KTÜ’ye ulaşıyoruz. Elektronik - Bilgisayar Mühendisliği bölümleri binasının önünde bizi Beril karşılıyor. İçerideki IEEE kol odasına geçiyoruz. Kısa bir tanışmadan sonra kantine yöneliyoruz. Okulun içi harabe halde. Tadilat var. Kantinde oturup yeni arkadaşlarla tanışıyoruz. Bir şeyler içip sonra eşyalarımızı yurtlara bırakıyoruz.

Yemek vaktini beklerken BİLMÖK’te tanıştığım Halil İbrahim’i görüyoruz ve biraz sohbetin ardından saat 13.30′da yurtların önünde toplanıp yemeğe gitmek üzere getirtilen dolmuşlara doluşuyoruz. Dolmuşlar bizi şehir merkezinde bıraktığında ücret ödemesi konusunda kargaşa çıkıyor. Sanırım kimin ödeyeceğini belirlememişler. Bir pideciye girdiğimizde yer olmadığını görüyoruz. Bizden önce gelen bir grup yemeğini bitirmek üzere olduğu için onları bekleyip masalara biz oturuyoruz. Trabzon pidelerimiz geliyor. Oldukça Çay bahçesiyağlı! Ancak lezzeti de yağından geliyor sanırım. Tadı güzeldi ancak Trabzon’a geldik, hadi pide yemeye gidelim diyebilecek kadar özel gelmedi bana. Sonra sahilde bir çay bahçesine oturuyoruz. Muhabbet edip fotoğraf çekiyoruz. Sonra Kayseri ekibiyle şehir merkezine geri dönüp bunaltan sıcak sebebiyle kendimizi cami avlusundaki serin gölgede otururken buluyoruz. Uzun bir sohbetten sonra meydandaki kocaman LCD televizyonda yeni bakanların açıklanmasını izliyoruz. Birçok kişi meydanda toplanmış durumda. Sonra, akşam yemeği için nereye gidileceği tartışılıyor. İkinci Bahar denilen kebapçıya !!! gidiyoruz ve Trabzon’a gelip Adana-urfa türevleri yemiş oluyoruz. Tabi bu sırada Remzi de Hamsi Pilav isterim diye durmadan söylenip görevli Fatih’in başının etini yemekten geri kalmıyor. Ayrıca fark ediyoruz ki getirilen beyti(sarma değil) ile urfa kebap aynı! Ben de yoğurt kebap yiyorum. Bu kebabın iskenderden farkı, yoğurdun etlerin altına konulup fırına girmesiymiş.

(more…)

Karadeniz’07 - 0

Perşembe, Eylül 6th, 2007

THYİlk Uçuş…

Kongre’ye günler kala hâlâ ulaşımı nasıl sağlayacağımız konusuna açıklık getirmiş değildik. Aslında Safranbolu-Amasra-Sinop-Giresun-Trabzon yapıp kongre sonrasında Rize-Artvin ve belki de Erzurum-Urfa yapıp dönme gibi hayallerimiz vardı. Ancak beklemediğimiz bazı sorunlar sebebiyle bu planları unutmak zorunda kaldık. Trabzon’a otobüsler 14-15 saat sürüyordu. Ulusoy olmasına rağmen bu yolculuğun çok da rahat geçmeyeceğinden emindim. Zaten Ulusoy’un koltuk başlıkları ile aram hiç iyi olmamıştı: uykusuz geceler!!! Bilet ücreti 61 YTL civarındaydı. Her ne kadar küresel ısınmaya katkıları sebebiyle hava yolunu kullanmak istemesem de, uzun yola dayanamayacağım için bir de uçak ücretlerine bakayım dedim ve THY’de biletlerin 89YTL+30 YTL - %25 öğrenci indirimi = 99 YTL olduğunu gördüm. Remzi’yi de ikna ettikten sonra 28 Ağustos 23.30 - 1.45 uçuşu için rezervasyon yaptırdım. Ancak, 27 Ağustos sabahı saat 10′a kadar biletleri almam gerekiyordu. Ben de bir yolunu bulup 25 Ağustos’ta (aynı günün akşamı) ana THY acentalarından birine giderek biletleri aldım. Burada karşılaştığım bazı sorunlar oldu. Kendi öğrenci kimliğim yanımda olduğundan benim için bir sorun yoktu. Ancak Remzi’nin biletini öğrenci olarak alabilmem için ya onun da kimliği gerekiyormuş, ya da telefon/internet yoluyla kredi kartı ödemesi yapmak suretiyle bagaj denetimi (check-in) sırasında öğrenci kimliği ibraz edilebilirmiş. Ben de mecburen kendiminkini doğrudan alıp Remzi’ninkini de orada telefon üzerinden aldım.

(more…)