Hayat
1st Ara 2011 | Posted in: Hayat 8

30 Kasım 2011 Çarşamba günü okuldaki toplantıya gitmek üzere yola çıktım. Sabah saat 9′da otobüse bindim, istanbul kartımla ödemeyi yaptım. 15 dakika sonra inip başka bir otobüse bindim ve ödemeyi yapacakken kartımın kara listeye alındığını fark ettim. Anlam veremedim. Para ödeyerek bir yere kadar gittim, bir aktarma daha yaptım. O otobüste de aynı şey oldu. Adam bir de “demek ki yanlış şekilde kullanmışsın kartını” dedi suçlar bir tavırla. Akbili olan var mı dedim ses yok kimseden. Şimdi bineceklerden iste dedi. İndir beni dedim taksiyle gideceğim ben. Dönüşte de bir yere kadar taksiyle, ardından otobüste akbil sorarak döndüm. Neyse ki birisi fazladan basmış. Ona yaptım ödemeyi.

Anlam veremedim ne oluyor. 15 dakika içerisinde nasıl kara listeye alınır? Yani özel bir tarih, özel bir saat de yok. BELBİM’e yazdığımda aldığım yanıt:

Yeni bir İNDİRİMLİ karta başvuru yaptığınızda, bir önceki kartınız İETT sistemi tarafından otomatik olarak kullanıma kapanır. (KARALİSTEYE alınır)

Yeni kart başvurusu yaptıysanız, bir önceki kartınızın kara listeye alım sebebi büyük ihmalle bu nedenledir.

Evet, okul değiştirdiğim için yeni kart başvurusunda bulundum ve yeni kartlardan ses seda yok. Artık indirimli kartım yok. Ne zaman geleceği de meçhul. O zamana kadar 2 kat para ödeyerek taşıma hizmetinden faydalanacağım. Siz de benzer durumdaysanız hazırlıklı olun böyle bir iptale.

Sistemi tasarlayan kişilere teşekkürlerimi sunarım!

26th Eki 2011 | Posted in: Hayat, Okul 3

Doktorada 5. haftayı tamamladım. Aldığım derslerde değişiklikler oldu. Çok ağır geldiği için Bayesian Statistics dersini, lisansta gördüğüm konuları işlediği için de Bioinformatics dersini bıraktım. Yerine Yapay Zeka dersi aldım. Şu anda 3 dersim var: Complex Networks, Social & Semantic Web, Artificial Intelligence. Bir de Pattern Recognition’a misafir olarak girmekteyim elimden geldiğince.

Dersler çok yoğun. Hiç olmadığım kadar yoğunum. Baş ağrısı çekmeyen ben, baş ağrıları geçmez kişi oldum.

Complex Networks dersinde her hafta ortalama 30 sayfa makale verilmekte. Her hafta bir kişi 2 saat boyunca bu makaleyi anlatmakta. Diğerleri de makaleden en az 3 soru çıkarmakta. Sorular “şöyle olsaydı nasıl olurdu, neden böyle değil?” tarzında düşündürücü sorular olmalı. Dersin bir de projesi var, henüz karar vermedim ne olduğuna.

Social & Semantic Web dersinde her hafta ortalama 30 sayfa makale verilmekte. Geçen hafta 60 sayfa verdi. Önümüzdeki haftalarda da  40-60 civarında görülüyor. Bu makalelerin özetlerini çıkarmamız bekleniyor. Ayrıca her hafta bir günlük yazısı yazıp diğer günlüklere yorum yapmamız, gündemi takip etmemiz de beklenenler arasında.

Artificial Intelligence dersinde sınav ve projeler var. Prolog kullanıyoruz. Biliyormuşuz gibi anlattığı için biraz sıkıntılı vaziyet. İlk projeyi 2 günde yaptım. Düşünün…

Bir yandan da araştırma için Beyin Sinyal Ağları üzerine makaleler okuyorum. Biyomedikal bölümündekilerle ortak çalışma yapmaya çalışıyoruz ancak sinyal işleme ve ağır matematik altyapım olmadığı için ilerleyebilecek miyim bilemiyorum. SoSLab diye bir laboratuvarımız var, pazartesi günleri de seminerler oluyor, ödevleri bitirebilirsem onlara katılıyorum.

Boğaziçi iyi güzel ama ağır. Hocaların felsefesi “öğrenciye yüklenebildiğin kadar yüklen, bir şekilde halleder, geliştirir kendisini.”. Çok yüklenildiğinde işleri baştan savma yapmak zorunda kaldığımızı unutuyorlar tabi. Bir de günde 5 saatimin yolda (ayakta) geçtiğini düşünürsek…

27th Eyl 2011 | Posted in: Hayat, Okul 2

Bu yaz yazamadım siteme. Özetini geçeyim neler oldu. Temmuz ayında tezimi tamamladım sundum ve Kadir Has Üniversitesi’nden mezun oldum. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Doktora programına kabul edildim. Dil yeterliliği için TOEFL iBT sınavına girdim. 108/120 puan aldım ve ertesi günü Almanya’nın TÜBİTAK’ı sayılan, Avrupa 4.sü Max Planck Institüte für Informatik’e doktora mülakatı ve sunumu için gittim. Tüm dünyadan 12 aday seçilmişti. Ben de sunumumu yaptım, hocalarla görüştüm. Ancak ben fazla uygulama yönelimli çalıştığım için midir bilmiyorum red cevabı geldi. Neyse ki Saarbrücken, Frankfurt, Mannheim gibi şehirleri ve Lüksemburg ülkesini görme imkanım oldu 4 günlük ziyaretimde.

Bu ay tek başıma İstanbul-Antalya-Köyceğiz-Dalyan-Marmaris-İncekum-İzmir-İstanbul şeklinde 8 günlük bir tur yaptım. Tatil için tam zamanıymış. Fiyatlar ucuzlamış, okullar başlıyorken pek bir güzel oldu :) Arkadaş olsaydı daha güzel olacaktı ama bulamadım kimse.

Tatil dönüşü ders kaydımı yaptım. Görünüşe göre Complex Networks, Social & Semantic Web, Bioinformatics, Bayesian Statistics & Machine Learning derslerini alacağım. Ama değişiklik olabilir. Daha ilk günden bir sürü ödev verdiler :/ Neyse ki zevkli konular… Boğaziçi’de olmak çok ilginç bir duygu. Önceki okullarımdan çok daha ağır olacak gibi geliyor. Araştırma konumu belirlemedik ama yakında bir şeyler çıkar umarım.

Merak edenler için, okuldan atılmak kalktığı için artık öğrenci alımlarında çok daha titiz davranıyorlar. Eğer bir işte çalışıyorsanız çalışmalarınıza gereken vakti ayıramayacağınız için kabul edilmeniz bir hayli zor olacak.

28th Nis 2011 | Posted in: Hayat 2

Bu aralar biraz psikoloji kitapları okuyup psikolojik analizler yapmaya merak saldım. Etrafımdaki insanların psikolojisini ve iki cins arasındaki farklılıkları anlamaya çalışan birisi olarak bir süredir facebook arkadaşlarımın gönderilerimle olan etkileşimini cinsiyet bazlı gözlemliyorum ve az sayıda da olsa birtakım sonuçlara vardım. Bunları paylaşmak kimin ne işine yarayacak ben de bilmiyorum, belki de gereksiz ama beyin jimnastiği olsun diye yazmaya karar verdim.

Erkekler

  • Erkekler beğendiklerini belirtmeye ihtiyaç duymuyorlar. Bir paylaşımı beğendilerse “Beğen”e tıklamadan kendi profillerinde paylaşıyorlar.
  • Erkekler komedi, gırgır, şamata, dalga geçme, fıkra, kamera şakaları, futbol, macera, teknoloji unsurları içeren paylaşımları beğenirken yorum yapmaya çoğu zaman ihtiyaç duymuyorlar. Konu “bütün kızlar böyle işte” temalı yazılar veya laf atmaya müsait bir konu olduğunda ise yorumlar sıklaşıyor.
  • Benzer şekilde tartışma konusu olabilecek şeylere yorum yapmayı tercih ediyor, propaganda amaçlı paylaşımlara kızlardan daha çok rağbet gösteriyorlar.

Kızlar

  • Kızlar hem beğendiğini belirtip hem de yorum yapma yolunu seçiyorlar. Duygularını ifade etmeyi seviyorlar.
  • Müzik kliplerini kızlar erkeklere göre daha fazla paylaşıyorlar.
  • Facebook’u MSN’e çevirme (uzun uzadıya yorumlaşma) eğilimi kızlarda daha fazla.
  • Kızlar aşk, romantizm, duygusallık, edebiyat, felsefe, alışveriş, tatlılık/şirinlik içeren paylaşımları çok beğeniyorlar. Sanat eserlerine gösterdikleri ilgi, erkeklere göre çok daha fazla.
  • Birbirlerini daha fazla tutuyor, iyi örgütleniyorlar. Feminizm unsuru içeren paylaşımları el üstünde tutuyorlar. Erkekler bu tür şeylere gerek duymuyor.

Zeka ya da özgünlük unsuru içeren paylaşımlar ise her iki cins tarafından rağbet görüyor.

Gözlemlerim böyle, hatalar ve istisnalar olabilir pekala. Burada yazılanların birçoğuna “e doğaaal” diyebilirsiniz. Gözlemlerim 1-2 şeyle ibaret kalmasın diye hepsini yazdım.

Bu 1-2 şeyin birincisi şu: Bayanların sitem cümlelerinin başında “kocam/erkek arkadaşım bana sevgi-ilgi göstermiyor” cümlesi geliyor. Bunun sebebi sevgisizlik değil de, sanırım erkeklerin duygularını kendisine saklama, ifade etmekten korkma ya da gerek görmeme eğilimi. Bunu destekleyen bir durumu facebookta görmek ilginç geldi. Facebooktaki “beğen”diğini belirtmeme durumu bu eğilimin sadece karşı cinse yönelik olmadığı izlenimini uyandırdı. Belki de yetiştirilme sırasında “sen erkeksin ağır ol duygularını belli etme” telkinlerinin bir sonucu bu.

İkincisi ise “kızlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır” efsanesine rağmen komedi unsurları içeren paylaşımın kızlar tarafından erkeklere göre daha az tutuluyor olması.

28th Nis 2011 | Posted in: Hayat 0

Çılgın proje hakkında kısa bir yorum yapayım. Proje çok faydalı ve işlevsel gözükmekle birlikte doğaya zarar verme potansiyeli de bir hayli var gibi. Maliyetinin ve yapım süresinin de bir hayli yüksek olacağını düşünürsek yapılabilirliği konusunda soru işaretlerim var. Ama eğer proje gerçekleşirse, “We will have an İstlandbul!”. Ürettiğim İstlandbul ismi bölgeye verilebilecek bir isim oldu sanki.

Bu arada işte bu da benim çılgın projem: İstanbul’a UFO’lar için yakıt ikmal üssü kuracağım. Böylelikle ülkemize dünya dışından bol bol döviz ve yabancı sermaye çekerek ülkemizi kalkındıracağım.

Benim projemin daha yapılabilir olduğunu iddia eden arkadaşlarım var :) Bekleyelim ve görelim kimin projesi yapılacak….

NOT: Milletvekili adayı mı olsaydım ne :P